1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
41
Okunma
Ne kimseye “kal” de,
ne de kimseye “git”…
Çünkü insan,
kendisine söyleneni değil
kendi seçtiğini yaşar.
Kalan,
yerini başkasının cümlesinden öğrenmez.
Giden,
yolunu sen sustuğunda da bulur.
Çünkü kalmak bir rica değil,
gitmek bir anda verilen karar değildir.
Sen uyarırsın,
o önemser ya da geçer.
Sen anlatırsın,
o dinler ya da duymamayı seçer.
Ve insan,
en çok da duymamayı seçtiklerine
yenilir.
Tembih,
yalnızca iyi niyetli bir sestir.
Ama tercih,
insanın karakteridir.
O yüzden kimse
“demiştim” diye kalmaz,
“istemiştim” diye gider.
Bazıları seni anlar
ama seçmez.
Bazıları sever
ama öncelik yapmaz.
Sonra da
hiçbir şey olmamış gibi
hayatına devam eder.
İnsan işte…
Kendine uymayanı
anlamış olsa bile
yanında tutmaz.
Sen ne kadar emek verirsen ver,
ne kadar doğru durursan dur,
karşındaki seni
hayatının merkezine koymadıysa
sözlerin
kenarda kalır.
O yüzden kendini
ispatlamaktan vazgeç.
Çünkü ispat edilen şey
değer olmaktan çıkar,
talep olur.
Kalanlar,
sözle değil davranışla durur.
Gidenler,
sessizce ama kararlılıkla gider.
Arada kalanlar ise
en çok yoranlardır.
Ne kimseye yük ol,
ne de eksik.
Ne fazlasını iste,
ne azına razı ol.
Çünkü sonunda
şunu anlıyorsun:
İnsanlar seni
ne kadar sevdiğine göre değil,
seni nereye koyduklarına göre
hayatlarında tutuyor.
O yüzden
ne kimseye kal de,
ne de kimseye git…
Bırak.
Kimin kalacağı
zaten kalbinle değil,
onun tercihiyle bellidir.
Ve sen,
birinin tercihine
kendini feda edecek kadar
değersiz değilsin.
Kadir TURGUT
5.0
100% (3)