5
Yorum
24
Beğeni
0,0
Puan
144
Okunma

kim geçti benimle o ummanlardan,
zamanın ve lisanın sessiz surlarını aşarak?
kim tırmandı, kim savruldu,
ya da yalnızca kim bekledi beni
o ateşten yolların eşiğinde?
kim seyretti beni,
sükutun parmaklarında,
nasıl pay ederim ümidimi,
nasıl savururum o heveslerimi
yıldızlara karışan rüzgara?
ne denli ağırdır bu yük,
kanatlarımın ardından düşen gölge.
nasıl da yıkılır bir çığ gibi,
tuttuğum yolların üstüne?
ömür cömerttir, nazik ve nazenindir,
lakin ya muhabbet?
ne kadarı kifayet eder?
söylesene kaç hayret, kaç içli seyir
tamam eder ki insanı?
göğün altında cüziyim,
yıldız denizinde salınan bir zerre gibi.
lakin terk edilmiş bir yuva bile,
serilmiş huş dalında,
rüzgarın elinde titreyen bir yaprak gibi,
gam olur bazen.
nedir çarem?
sıradan kelamdan öteye varabilir miyim?
sözlerimi şafakta yıldız kılar,
bembeyaz kar içinde iz bırakabilir miyim?
bir şükran,
ince buza değen çakıl gibi,
zamana işlenir mi,
yoksa o da sonsuz sükuta mı karışır?
*
Mehmet Demir
26224
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.