0
Yorum
6
Beğeni
0,0
Puan
107
Okunma
Ayna dürüsttür,
ne sever seni ne de incitmek ister.
Sadece gösterir.
Bakıp bakmamak
sana kalmıştır.
Sabahları yüzümü yıkarken
en çok ona yakalanırım.
Uykusuz bir çift göz,
yarım kalmış bir gülümseme,
geceden kalma düşünceler…
Hiçbiri saklanmaz.
Ayna hatırlatır:
Dün sustuğun yerde
bugün biraz daha ağırlaştığını.
Bir cümleyi yutmanın
insana kilo aldırdığını
ilk o fark eder.
Kalabalıkların arasında
ne kadar iyi saklanırsan saklan,
aynayla baş başa kalınca
kaçacak yer kalmaz.
Çünkü o,
başkalarına anlattığın hikâyeyi değil,
kendine anlattığın yalanı bilir.
Bir gün genç gösterir seni,
bir gün yorgun.
Ama asla eksik göstermez.
Çatlaklarını gizlemez,
tam tersine
ışığı oradan geçirir.
En çok da şunu öğretir:
Değişmek
bir anda olan bir şey değildir.
İnsan,
her gün aynada biraz daha
başka birine dönüşür.
Fark etmez,
ta ki tanıyamayana kadar.
Bazı sabahlar
bakmak istemezsin ona.
Çünkü sorular sorar sessizce:
“Bunu gerçekten istiyor muydun?”
“Buraya gelmeyi planlamış mıydın?”
“Yoksa sadece akıntıya mı bıraktın kendini?”
Ayna yargılamaz.
Ama kaçamak bakışları affetmez.
Gözlerini kaçırdığında
her şeyi anlar.
En acı tarafı şudur:
Başkalarına kolayca söylediğin
“iyiyim” kelimesi
aynada boğazında düğümlenir.
Çünkü o,
sesini değil
yüzünü dinler.
Ve gün biter.
Işık kapanır.
Ayna karanlıkta kalır.
Ama sen bilirsin:
Yarın yine orada olacak.
Aynı yerde,
aynı sessizlikle.
Kaç yaşında olursan ol,
kaç kere düşersen düş,
bir gün mutlaka
yeniden bakacaksın.
Çünkü insan
eninde sonunda
kendisiyle yüzleşmeden
hiçbir yere varamıyor.
Kadir TURGUT
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.