5
Yorum
25
Beğeni
0,0
Puan
149
Okunma

gece inerken şehrin omuzlarına doğru,
herkes bir yere dağılıyordu.
bir tek ben kalıyordum,
sesim duvarlarda çarpıp parçalanıyordu,
kural belliydi…
gidenler daha dönmüyor geri
eskilerden bir şarkı çalıyor çok uzaktan,
tanıdık bir ezgi bu,
birden içimde bir şeyleri deşip duruyor.
sesi sana benziyor.
ama sözlerini duyamıyorum…
belki bizden bahsediyordur,
belki de başkalarından.
uzanıp dışarı camdan baktım yollara,
kimseler yoktu…
biliyorum ki,
sen yine gelmeyeceksin.
bu güzel geceyi,
bir kez daha batıracaksın
gözlerin gibi buğu çökmüş bu şehrin üstüne,
sislerin içinde yürürken.
senin kadar hüzünlü müdür şehir bilmem,
bunu hiç öğrenemeyeceğim.
hangi pişmanlık ağır gelir insana?
söylenmeyenler mi?
yoksa söylenip de duyulmayan mı?
kaç kez bağırdım ardın sıra,
duymazdan gelmeyi çok iyi bildin…
bana da susmak düştü.
gökyüzüne saldığım bütün kuşlar,
daha geri dönmediler.
belki seni bulamadılar,
belki de,
sana dair gerçeği
söylemeye utandılar.
bak işte, yine buradayız…
hükmü önceden yazılmış bir gecede,
aynı yalnızlık gölgesinde yaşanır.
bak ne senden geriye bir ses kaldı,
ne benden bir iz.
bütün şefkatini esirgediğin
o eski adamım ben hala…
bir kez dönüp baksan,
belki her şey başka olurdu.
belki de hiçbir şey değişmezdi.
şimdi uzaktan uzağa bakıp birbirimize,
daha tanıyamadan,
beraberce çürüyoruz işte.
bizim payımıza düşen yalnızlık oldu.
*
Mehmet Demir
20225
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.