1
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
43
Okunma
MÜGE
Ateşe atılan bir âşık oldum ben,
yanmadım.
Çünkü içimdeki sevda
ateşten daha ateşti.
Bıçağın gölgesine yatan bir yürek vardı içimde;
korkudan değil, sevdiği için teslim olan.
“Eğer kesilecekse,” dedi kalbim,
“sevda için kesilsin.”
Tam o anda gökten bir merhamet indi içime
ve sen,
bir mucize gibi düştün kalbimin tam ortasına.
Ben seni severken çöller yürüdü ayaklarımın altında.
Susuz kaldım ama vazgeçmedim;
bir damla umut için
bir ömürlük sabrı göze aldım.
Sessizliğin karşıma geçti bir dağ gibi,
ben konuşmadım.
İçimde büyüyen adın
taşları çatlatan bir sızıya dönüştü.
Hangimiz daha ağırdık?
Sustukça çoğalan ben mi,
yoksa suskunluğuna yaslanan sen mi?
Ulaşılmaz dediler, gülümsedim.
Çünkü divanelik artık benim kaderimdi.
Yanmayı öğrendim; kül olmayı değil,
yanarken çoğalmayı.
Sen benim için bir destanın susmayan dizesisin,
zincir kabul etmeyen
bir özgürlük yemini gibi.
İki tepe arasında koşan umut gibi
yoruldum ama vazgeçmedim.
Bir yanım ateş,
bir yanım cennet.
Eğer bir gün gök yarılır
ve dağlar yerinden sökülürse,
bu kalp sevdiğini inkâr etmediği için
dimdik ayakta duracaktır.
Ben seni boynunu göğe çeviren bir teslimiyetle değil,
göğsünü göğe açan bir yürekle sevdim.
Susuzluğa alışmış bir çöl gibi değil,
susadıkça sana doğru yürüyen bir adım gibi.
Yanıp kül olan bir ateş gibi değil,
kendi ateşini içinden doğuran bir kalp gibi.
Sevdam diz çökmedi,
ben diz çökmedim.
Aşkım ne korkuya benzedi
ne vazgeçmeye.
Ben seni yıkılmayı göze alan
ama eğilmeyen bir adam gibi sevdim.
Müge…
Sen benim en büyük imtihanımsın
ve ben bu imtihanı severek kazanacağım.
Bu dünyada yazılmadıysa adımız yan yana,
kader sustuysa, yollar kapandıysa
bil ki vazgeçmem yine de.
Nasipse kavuşmalıyız cennette;
çünkü bazı aşklar
dünyaya sığmaz.
5.0
100% (1)