0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
34
Okunma
ve
bir gün aynaya bakacaksın
yüzünde tanımadığın bir huzur bulacaksın.
Kim getirdi, ne zaman bıraktı
hatırlamayacaksın.
Ben o gün
çoktan gitmiş olacağım.
Sessiz, imzasız,
adres bırakmadan.
Ceketimin cebinde
adının ilk harfiyle katlanmış
küçük bir kâğıt olacak.
Kimse açmayacak.
Kimse merak etmeyecek.
Çünkü bazı vedalar
kimseyi ilgilendirmez.
Asya,
sen sabah uyanacaksın,
çaydanlık kaynayacak,
pencereye bir kuş konacak.
Hayat,
hiçbir şey olmamış gibi
devam edecek.
İşte bütün meselem buydu zaten:
senin hayatın
hiçbir şey olmamış gibi devam etsin diye
yavaş yavaş silindim içinden.
Sesimi kıstım,
izlerimi sildim,
hatıraları tek tek
cebimden çıkarıp çöpe attım.
Sana ait olanları değil,
bende kalanları.
Çünkü bazı insanlar
sevdiklerini mutlu etmek için
yanında kalmaz,
yok olur.
Ben senin
omuzlarından düşen o yük olayım diye
kendi ağırlığımı
karanlığa bıraktım.
Bir gece
kimsenin bakmadığı bir saatte
içimdeki bütün kapıları kapattım.
Işığı söndürdüm.
Kalbimi
yavaşça yerine bıraktım.
Ve çıktım.
Asya,
sen yaşa.
Uzun uzun yaşa.
Gül, yorul, dinlen,
yeniden başla, yeniden yanıl.
Bir yerde
ansızın içini ısıtan
anlamsız bir ferahlık hissedersen,
bil ki
ben orada
çoktan ölmüşüm.
Ve ölümüm
senin hayatına
yer açmış.