0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
35
Okunma
o küpeyi bulduğun gün
hiçbir şey hatırlamayacaksın belki.
Ne yüzümü,
ne sesimi,
ne de hangi akşam
hangi cümlenin içinde kaybolduğumu.
Sadece
avuç içini hafifçe ısıtan
tanıdık bir ağırlık olacak orada.
İnsanın kalbi bazen
isimleri unutur,
ama ağırlıkları unutmaz.
Sen küpeyi
masanın üzerine bırakacaksın.
Yanına bir bardak su,
bir de yarım kalmış bir mektup.
Mektubun başı olacak,
sonu olmayacak.
Çünkü bazı vedalar
cümle kurmaya utanır.
Asya,
ben o mektubun boşluğunda yaşayacağım.
Nokta konmamış bir yerinde,
sessiz bir virgül gibi.
Ne tamamen gitmiş,
ne gerçekten kalmış.
Bir akşam
ışığı kapatıp yatağa uzandığında
tavanın köşesinde
hareketsiz bir gölge göreceksin.
Korkma.
O sadece
gecikmiş bir hatıranın
duvara yaslanmış hâli.
İnsan bazen
çok sevdiği birini değil,
onunla yaşayamadığı hayatı özler.
Ben senin
hiç seçmediğin o hayat olacağım.
Asya,
bir gün
yağmur başlayacak aniden.
Pencereyi kapatmayı unutacaksın.
Perdeler ıslanacak,
halı ağırlaşacak.
Sen telaşla koşarken
içinde tuhaf bir ferahlık olacak.
İşte o an
ben,
odanın ortasında
yağmuru seyreden tek kuru yer olacağım.
Ve belki
hiç fark etmeden
dudaklarının ucunda
kısa bir gülümseme belirecek.
Sebebini bilmeyeceksin.
Çünkü bazı insanlar
hatırlanmak için değil,
bir gün ansızın
iyi hissettirmek için geçer hayattan.
Ben senin
sebebini bilmediğin
o kısa gülümseme olayım, Asya.