0
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
133
Okunma
GÖNLÜMÜN REÇETESİ
Bak yine gece oldu,
Hatıralar kapıda kuyruk,
Sanki bütün ayrılıkların faturası,
Benim masama kesilmiş, hem de kuruşu kuruşuna.!
Sen orada kendi baharında,
Çiçek açıp dallanırken;
Ben burada Soma’nın o sert ayazında,
Yerin yedi kat dibinde kalmış,
Bir serçe telaşındayım...!
Öyle bir gitmişsin ki;
Gidişinin rüzgarı bile,
Soma’nın tozunu dumanına kattı,
Altüst etti buraları, söküp attı.!
Ama sanma ki diz çöktüm,
Sanma ki bittim!
Ben bu acıyı, o kömürün karasını,
Makyaj gibi yüzüme sürer,
Sokağa öyle çıkar, hayata yeniden gülerim.!
"Sevmek suçsa eğer,
Cezası müebbet olsun be gülüm;
Ama sen o cezaevine,
Gardiyan bile olamazsın.!"
Gönlüm yorgun ama mağrur,
Başım bir Aslan gibi dik.!
Bir gün gelir o hiç bitmez sandığın yollar,
Soma’nın o dik yokuşları gibi döner,
Dolanır yine bana çıkar...!
İşte o gün kapıyı içeriden kilitlerim.!
Anahtarı da en dibine,
Madenin en derin,
en sessiz dehlizine atarım.!
Çünkü bizde sevda pazar tezgahında değil,
Başucunda saklanan kutsal bir emanettir.!
Gözlerinden öperim...
Ama sadece rüyalarımda.!
O da eğer...
Zerre kadar uykum gelirse.!
Hani diyordun ya...
Senden başkası haram bu gönle...
Bak şimdi ellerin haramı olmuşsun,
Haberin var mı.?
Amannnn...
Ah benim o çocuksu yanım,
Soma’nın karasına bulandı sol yanım.!
Sen bir yalanmışsın,
ben bir rüya,
Uyandım ki her yer ayaz,
her yer dünya...
Yürü be gülüm,
yolun açık olsun,
Bana uğramayan rüzgarlar seni bulsun.!
Ben bu dertten ölmem, sadece biraz solarım,
Rüyamda görürsem...
Belki o zaman ağlarım.
Ben seni çoktan o kilitlediğim,
Kapının arkasında unuttum...!
Emel Abokan
08/02/2026
08:21
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.