6
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
65
Okunma
Geçmişin neferlerine
Cilası yitik taban, tavanda örümceğin ıssız sığıntısı;
Hayata bir yama gibi tutunmuş bu ev.
Kağıt parçaları, boynu bükük koltuk,
İstenmemiş bir iki kitap, sırı atmış ayna;
Birer nefer gibi nöbette.
Kutuyla eş, iki katlı, kuytu bir ev...
Pencereler gökyüzüne kapatmış gözlerini,
Canını yakıp camların, serseri taşlarla yere yığmışlar.
Tülleri parça pinçik, poyrazın içinde erimişler.
Minicik kızın elleri değiyor trabzana,
Keşmekeş ev hayat buluyor.
Bahçesinde bahar cıvıltısı çocuklar,
Mutfakta yorgun anne yemeklerinin kokusu,
Televizyonda babanın pazar sabahı kovboy filmi...
Bir iki basamak tırmanıyor minik kız,
Adımındaki basamaklarda birer yaş daha büyüyor.
Hala orada, yerde boylu boyunca uzanmış altı tümsek beyaz çarşaf,
Üzerinde bıçağı, etrafında yağmur bulutu olmuş gözlerle insanlar...
Elinde bir tutam saçı koklayıp öpen annem.
Devriliyor ahşap ev, siliyor hafızasını.
Sanki dün, sanki asırlar önce.
Seyide Doyran
Kıymetlidir kalemden gelen
Anılar toz olup savruldu yele,
Gözyaşı karıştı dökülen sele.
Zamanın yükünü verdik bu hale,
O eski neşemiz yoruldu deyin...
Ferda, ca 💐
5.0
100% (8)