1
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
155
Okunma
Siyah ve beyazdır aşk;
bir ferman gibi keskindir hükmü,
ya gecenin en koyu yerinde mühürlenir
ya da sabahın alnına altınla yazılır.
Siyahsa;
küllerinden konuşur,
suskunluğun en ağır dilinde yemin eder,
kalbi karanlığa alıştırır ama
yıldızları eksiltmez gökyüzünden.
Çünkü bilir;
en uzun geceler bile
ışığı inkâr edemez.
Siyah,
beklemeyi öğretir insana,
adını söylemeden sevmeyi,
gitmeden kalmayı,
kırılmadan da kanayabileceğini.
Bir çığlık saklar sessizliğinde,
her susuşunda biraz daha derinleşir.
Beyazsa;
bir duaya benzer,
elleri temiz, niyeti çıplak,
dokunduğu her yarayı ışıkla sarar,
acıdan bile umut devşirir.
Beyaz,
affetmeyi öğretir,
yeniden başlamayı,
yarayı sevmese de
iyileşmeye inanmayı.
Ama beyaz da masum değildir bütünüyle;
fazla ışık göz alır,
fazla saflık kırılgandır.
Her beyazın içinde
ürkek bir gece saklanır,
her temizlikte
bir korku izi kalır.
Aşk,
iki renk arasında sanılan bir kaderdir oysa;
oysa her siyahın içinde saklı bir sabah,
her beyazın içinde sessiz bir gölge vardır.
Ve insan,
bu iki uç arasında sevmeyi öğrenir:
bazen yanarak,
bazen arınarak,
bazen kaybederek kendini
bazen bulduğunu sanarak.
Ama ne olursa olsun
aşk yarım sevmez;
ya tamamını ister
ya hiç dokunmaz.
Ve insan,
en çok da burada sınanır:
korkusuyla mı sevecek
cesaretiyle mi…
Ama daima
bütün kalbiyle.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.