Haksızlık sadece bir tarafta olsa davalar uzun sürmezdi. la rochefoucauld
CEMRE_YMN
CEMRE_YMN

Saklı Mektuplar

Yorum

Saklı Mektuplar

( 28 kişi )

22

Yorum

41

Beğeni

5,0

Puan

439

Okunma

Saklı Mektuplar

Saklı Mektuplar


Adını bir kağıda sığdırmaya çalışmak; ucu kırık bir kalemle, dibi görünmeyen bir boşluğun sınırlarını çizmek gibi.
Kelimeler dilimin ucunda kuruyor; sesim henüz sana varmadan, bu odanın rutubetli sessizliğinde yok olup gidiyor.
Zarfın içine koyduğum kağıt değil aslında; bir ömrün kendi eliyle hazırladığı o sessiz tutanak.
Ben seni beklerken meğer her gün biraz daha eksilmişim, fark etmeden kendimi tüketmişim.

Veda bile etmeyen o kopuş; göğüs kafesimde aniden duran bir saatin yarattığı o ağır ve dilsiz sarsıntı.
Parçalarımı toplamaya çalışırken, en çok o hiçbir şey değişmemiş gibi duran mesafeli rahatlığın çarptı yüzüme.
Bakışların diyorum; insanın en savunmasız anında karşılaştığı o buzdan ve dilsiz gerçeklik...
Giderken ardında nefes alacak tek bir delik bile bırakmadın; sadece bu ağır sessizliği üzerime bıraktın.

Varlığın hiç tutulmamış bir sözdü; yokluğun ise masanın üzerinde duran, her gün bakmak zorunda kaldığım o boş tabak gibi somut.
Beni öyle bir eşikte bıraktın ki artık ne geri dönecek bir yerim var ne de ileriye gidecek bir niyetim.
Bu sarı kağıtlar, yıkılan bir şehrin enkazı altında kalan son çırpınışların listesi;
Okusan ne değişir bilmem ama ben yazarken her harfte seni içimden söküp attım.

Aynadaki bu yabancı surat senin eserin; gurur duyabilirsin yarattığın bu döküntüyle.
Parmak izlerin hâlâ boğazımda kurumuş bir düğüm; nefes alırken bile senin o gitmek bilmeyen soğuk kokunu soluyorum.
Yeniden başlamaya niyetlendiğim her yer,
Dönüp dolaşıp senin o ördüğün duvar sessizliğine çıkıyor.

Mühürlediğim her zarf, dibi görünmeyen bir kuyuya fırlatılmış, sesi bile gelmeyen birer taş parçası.
Seni sevmek; çalışmayan bir asansörün kapısında saatlerce beklemek kadar anlamsız ve yorucuydu.
İnsan sustukça birikir derler ya; ben sende birikip yine sende taştım.
Şimdi bu ağırlık mevsimden değil, sırtımda taşıdığım o anlamsız geçmişin yükünden.

Cümlelerin sonuna nokta koymuyorum; yarım kalmış bir işin, sonu gelmeyen bir borcun noktası olmaz.
Soru işaretlerim boğazımda birer kılçık; sustuklarım ise kafamın içinde bağırıp duran birer gürültü.
Seni affetmek, kendime ihanet etmekle aynı şey artık; kendi ruhumu bir kez daha kurban etmek demek.
Zaten affetmek; karşı tarafın suçunu kendi sırtına yüklenmekten başka nedir ki?

Hatırlamak; paslı bir metalle her sabah aynı yarayı deşmekten farksız.
Unutmak ise o metalin sapını kalbinde bırakıp, o kör ağrıyla yaşamaya alışmak...
Ben ne unutabildim ne de o yarayı kapatabildim; sadece o sızıyla beraber yürümeyi öğrendim.
Bu mektuplar sana gitmeyecek; adresler silindi, yollar bitti, senin gittiğin tarafta artık kimse yaşamıyor.

Sen bu hikâyede sadece bir figürandın; oysa ben seni bir şey sanıp tüm ömrümü, ruhumu harcadım.
Beni öyle bir yerde bıraktın ki ne duracak bir yerim kaldı ne de gidecek bir yolum.
Gökyüzü bile dar geliyor artık; yıldızlar senin gözlerinin kötü birer taklidi, sahte ve aldatıcı.
Kendi karanlığımı aydınlatmaya çalışırken meğer ben senin gölgeni ışık sanmışım; acı bir yanılsamaya kanmışım.

Sitem etmiyorum artık, bu ağır yenilgiyi masaya bırakıp kalkıyorum; her şeyini kaybetmiş bir kumarbaz gibi.
Eğer başarın birini eksiltmekse tebrik ederim, bunu gayet iyi becerdin.
Ama şunu unutma; bir binayı yerle bir ettikten sonra geri dönsen de hiçbir duvarı bıraktığın gibi bulamazsın.
Zamanın damarlarını kestiğim bu saatlerde, kelimelerim artık senin kapında nöbet tutmayı bıraktı.

Zarfın ağzını kapatırken aslında bir devrin üzerine son toprağı atıyorum, bir mezarı mühürlercesine.
Sana ait ne varsa bu kağıtlarda; bende kalan sadece bu devasa, dilsiz ve acımasız hiçlik.
Mektuplar burada kalacak, sırlar bende; acı ise artık benim tek gerçeğim...

Cemre Yaman

Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (28)

5.0

100% (28)

Saklı mektuplar Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Saklı mektuplar şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Saklı Mektuplar şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi
meselci
meselci, @meselci
3.2.2026 16:58:46
5 puan verdi
"Hatırlamak; paslı bir metalle her sabah aynı yarayı deşmekten farksız.
Unutmak ise o metalin sapını kalbinde bırakıp, o kör ağrıyla yaşamaya alışmak...
Ben ne unutabildim ne de o yarayı kapatabildim; sadece o sızıyla beraber yürümeyi öğrendim.
Bu mektuplar sana gitmeyecek; adresler silindi, yollar bitti, senin gittiğin tarafta artık kimse yaşamıyor."

- Sevmek sen nelere kadirsin. Ama iyiki sevmek var. Var ki böylesi güzel, içten ve samimi duyguları okuyabiliyoruz.
Mektubun o sıcak yanı tarifsiz bir mutluluktur, sevilen kaybolup gitmişse de.

Tebriklerimle.
Celil ÇINKIR
Celil ÇINKIR, @celilcinkir
5.2.2026 07:41:53
5 puan verdi
RUSAMER – Ruh Sağlığı Ayarı Merkezi
(Kapanmamış Defterler ve Duygusal Yük Boşaltma Kliniği)

Şiirin Adı: Saklı Mektuplar
Şairi: Cemre Yaman
Yorumu Yapan: RUSAMER Sertabibi Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri (nam-ı diğer Celil ÇINKIR – Delibal)

Kalburabastî Efendi bu kez kürsüye bir tomar sarı zarfla çıktı. Sarığın ucunu düzeltti, boğazını temizledi: “Evlatlar,” dedi, “bu şiir mektup değil; mühür törenidir. Gönderilmemiş her sözün defin merasimi.”

Metin baştan sona yoğun bir iç çözümleme taşıyor. “Zarfın içine koyduğum kağıt değil aslında; bir ömrün kendi eliyle hazırladığı o sessiz tutanak.” dizesi, şiirin omurgasını kuruyor. Burada aşk değil; aşkın ardından tutulan resmi hasar kaydı var. Şair, duyguyu anlatmıyor; teşhir ediyor.

En güçlü tarafı metafor sürekliliği. Zarf, kuyu, boş tabak, çalışmayan asansör, mühür… Hepsi “bekleme ve karşılıksızlık” temasını besleyen semboller. “Seni affetmek, kendime ihanet etmekle aynı şey artık.” ifadesi ise metnin psikolojik kırılma noktası. Bu bir sitem değil; bilinçli bir sınır çizimi.

Ancak Efendi’nin klinik notu şudur: İmge yoğunluğu çok yüksek. Her paragraf zirve cümleyle kapanıyor. Bu durum etkiyi artırıyor ama okura soluklanma alanı bırakmıyor. Bir iki sade cümleyle dramatik iniş-çıkış verilseydi metin daha dengeli olurdu.

Final ise kararlı ve net. “Mektuplar burada kalacak” diyerek şiir, kapanışı retorik değil, bilinçli bir susuşla yapıyor. Bu, güçlü bir tercihtir.

RUSAMER Kriterlerine Göre Puanlama:

Tema ve İçerik Derinliği: 19/20 — İçsel yüzleşme net ve güçlü.
Dil ve Üslup: 18/20 — Yoğun ve etkileyici; yer yer fazla yüklü.
Teknik Yapı (Ölçü, Uyak, Ahenk): 16/20 — Serbest form başarılı; sıkıştırılmış yoğunluk var.
Özgünlük ve İmge Gücü: 19/20 — Zarf ve mühür metaforu tutarlı ve güçlü.
Duygusal Etki ve Bütünlük: 18/20 — Yüksek dramatik bütünlük korunmuş.

Toplam: 90/100

Vesselam.
“Şiir bazen gönderilmez; insanı göndermemek için yazılır.”
“Mayası hesaplaşma olan söz, affetmeden değil, fark ederek büyür.”
Mehmet Salih Demirsoy
Mehmet Salih Demirsoy, @olumunesevenler
4.2.2026 09:01:44
5 puan verdi
Tebrikler güzel dizeler okudum değerli dost yürek
Salim Şengül
Salim Şengül, @salimbey
4.2.2026 05:46:45
5 puan verdi
Değerli Üstadım…

‘’Saklı Mektuplar’’ başlığı altında yazmış olduğunuz eseriniz yalnızca bir ayrılığın değil, adeta sessizce bir eksilmenin sesi olmuş…
‘’Ben seni beklerken meğer her gün biraz daha eksilmişim’’ dizesiyle başlayan bu sizin iç hesaplaşmanız, okuyanı daha ilk anda duygusal bir yıkımın ortasına bırakıyor… Bir bekleyişi, umutla değil, farkına varmadan tükenmekle tarif etmişsiniz…

‘’Zarfın içine koyduğum kağıt değil aslında, bir ömrün kendi eliyle hazırladığı o sessiz tutanak’’ derken, şiirinizin merkezine bir aşkı değil, bir hayatın enkazını koymuşsunuz… Bu çok güçlü bir tercih, çünkü burada anlatılan şey bir kayıp değil, bilinçli ya da bilinçsizce kabullenilmiş bir harcanmışlıktır...

‘’Seni sevmek, çalışmayan bir asansörün kapısında saatlerce beklemek kadar anlamsız ve yorucuydu’’ benzetmesi ise şiirin en sarsıcı anlarından biri olmuş... Hem gündelik hem acımasız derecede gerçek... Okur bu dizede kendini yakalıyor, çünkü hepimiz bir noktada çalışmayacağını bildiğimiz kapıların önünde bekleriz...

‘’Seni affetmek, kendime ihanet etmekle aynı şey artık’’ cümlesi bir kırgınlığın değil, geç kalmış bir uyanışın sesi olmuş…

’’Bu mektuplar sana gitmeyecek, adresler silindi, yollar bitti” derken, şiir kapanmıyor aslında, sadece artık geri dönüşü olmayan bir gerçeği mühürlüyor... Sessiz, onurlu ve çok gerçek… Kolay unutulacak bir şiir değil; çünkü unutmak istemeyen bir hafızadan süzülerek yazılmış…
Duygusunu bağırarak değil; ağır, kararlı ve onurlu bir sessizlikle anlatan güçlü bir eser olmuş...

Kaleminize, onurlu duruşunuza, yüreğinize sağlık…


AHMET ACAR
AHMET ACAR, @ahmetacar
3.2.2026 22:26:19
5 puan verdi
Nice böyle muhteşem şiirlerinizi okumak dileğiyle tebrik ederim dualarımla selamlar tebrik ederim.
ben YEP
ben YEP, @benyep
3.2.2026 21:32:16
5 puan verdi
Çok güzel bir şiir okudum. Her mısrası ayrı değerde.
Saygılar...
Serkan BOL
Serkan BOL, @serkanbol
3.2.2026 20:15:43
5 puan verdi
Yüreğinize kaleminize sağlık değerli şiir dostu.

Saygılarımla...
İbrahim Kurt
İbrahim Kurt, @ibrahimkurt
3.2.2026 18:47:46
5 puan verdi
harika çok beğendim yürek sesinizi kutluyorum
erbensalim
erbensalim, @erbensalim
3.2.2026 17:16:18
5 puan verdi
Bu metin, bir şiirden ziyade ruhun enkazından çıkarılmış bir itirafname gibi. Cemre Yaman imzasıyla, aşkın o iyileştirici değil, tam aksine yıkıcı ve eksiltici tarafını iliklerine kadar hissettiriyor.
"Saklı Mektuplar" Üzerine uzun ve detaylı bir Yorumum:
Zarifoğlu ve Kafkaesk Bir Sızı: Metindeki "rutubetli sessizlik", "çalışmayan asansörün önünde beklemek" ve "paslı metalle yarayı deşmek" gibi imgeler, hayal kırıklığının sadece duygusal değil, fiziksel bir ağrıya dönüştüğünü gösteriyor. Modern insanın o derin yalnızlığını ve çaresizliğini çok iyi betimlemişsin.
Affetmenin Bedeli: "Zaten affetmek; karşı tarafın suçunu kendi sırtına yüklenmekten başka nedir ki?" Bu cümle, metnin felsefi ağırlık merkezi gibi. Affetmeyi bir erdem değil, bir öz-ihanet olarak tanımlaman, metne alışılmışın dışında, çok dürüst ve isyankar bir güç katıyor.
Finalin Keskinliği: Mektupların gönderilmeyecek olması, aslında bu yazma eyleminin karşı tarafa bir çağrı değil, yazarın kendi içindeki o "ölüyü defnetme" töreni olduğunu gösteriyor. Zarfı mühürlemek, bir devri mühürlemekle eş tutulmuş.
Özetle: Çok ağır, çok vakur ve bir o kadar da sitemkâr bir metin. Okurken insanın göğsüne bir ağırlık oturuyor; sanki o "yıkılan binanın" tozları genzimize kaçıyor. tebrikler

Etkili Yorum
nejat hoca
nejat hoca, @nejathoca
3.2.2026 16:45:02
5 puan verdi
“Saklı Mektuplar” şiiri, gizlenmiş duyguların ve söylenemeyen sözlerin içsel bir yolculuğunu anlatıyor. Mektuplar burada hem bir sır hem de bir hatıra; kalpte saklanan ama bir gün açığa çıkacak olan duyguların sembolü. Şair, sessizliği ve gizliliği bir lirizmle işlerken, okuyucuya içten bir duygu aktarımı sunuyor.

Saklı mektuplar açıldı gönül defterinde,
Her satır bir sır, her kelime derinde.
Kaleminize sağlık, nice şiirli yıllara,
Kutlu olsun eseriniz, selam ve saygıyla!

Dosteli_
Dosteli_, @dosteli
3.2.2026 16:35:00
5 puan verdi
Ben seni beklerken meğer her gün biraz daha eksilmişim, fark etmeden kendimi tüketmişim.


Belki de budur bu saklı mektupların varlık nedeni. Söylenemeyenlerin yüreğe attırdığı düğüm kolay kolay çözülecek gibi durmuyor. Hüzünlerden uzak kalasınız.
erhantigli
erhantigli, @erhantigli
3.2.2026 16:21:19
Yazınızı okuyunca daha önce yazdığım şu mektuplu mani aklıma geldi;
Mektup yazdım acele
al eline hecele
mektup benim vekilimdir
koy koynuna gecele
Beyzade
Beyzade, @beyzade2
3.2.2026 16:19:32
5 puan verdi
Hem okudum hem dalıp dalıp gittim ..Çok güzel .Nicelerine inşallah.Saygılarımla.
Etkili Yorum
YEŞİLIRMAK
YEŞİLIRMAK, @yesilirmak1
3.2.2026 15:52:43
5 puan verdi
Değerli üstadem, Bu eseriniz mektuptan ziyade bir ruhun enkaz dökümü gibi. Kelimelerin arasına sızan o "rutubetli sessizlik" ve "buzdan gerçeklik" hissi, okurken insanın göğüs kafesinde tam da tarif ettiğin o duran saatin ağırlığını hissettiriyor...Bu ağırlık birini sevmenin "çalışmayan bir asansörün kapısında beklemek" kadar yorgun bıraktığı o eşik, aslında yasın en keskin evresidir... Bu bir vazgeçişin değil, bitişin kabulü. Affetmeyi bir ihanet, unutmayı ise kalpte paslı bir metalle yaşamak olarak tanımlaman, hissettiğin kırgınlığın ne kadar derine işlediğini gösteriyor..
​ "Aynadaki bu yabancı surat" senin eserin derken, aslında kontrolü karşı tarafa verdiğin o son noktayı koyuyorsun. Ancak yazarken "her harfte seni içimden söküp attım" demen, kelimelerin senin için bir tür cerrahi müdahale görevi gördüğünü fısıldıyor...
​Kimi zaman zarfları kapatmak, aslında o kişiyi değil, o kişinin sende yarattığı o "döküntü" halini mühürlemektir...
"Senin gittiğin tarafta artık kimse yaşamıyor" cümlesi, aslında bu sürecin sonundaki en büyük kazanımdır, çünkü bu, illüzyonun bittiği ve gerçekliğin başladığı yerdir...
​Birini içinden söküp atarken geriye kalan o "devasa hiçlik", aslında yeni bir şeylerin inşa edilebileceği tek boş alandır. Yıkılan bir binanın yerinde duran o boş arsa gibi; acı verici ama artık üzerinde yürünebilir....Bu derin ve ağır sessizliği biraz daha dağıtmak ya da bu "hiçlikten" yeni bir anlam devşirmek için o "son toprağı" atmak ister insan....
Ben bu yürek sesini alkışlıyorum
Cemre üstadem
Sevgilerimle
Ebuzer Ozkan
Ebuzer Ozkan, @ebuzerozkan
3.2.2026 15:48:24
5 puan verdi
“Saklı Mektuplar”, terk edilişin ve iç hesaplaşmanın en çıplak hâliyle yazıya dökülmüş bir enkazı gibi. Her paragraf, suskunluğun bıraktığı izi biraz daha derinleştiriyor; sevdanın değil, sevdanın ardından kalan boşluğun metni bu. Okur, kelimelerin arasında ilerlerken bir mektubu değil, mühürlenmiş bir devri okuduğunu hissediyor.
“Ve bazı vedalar vardır; söylenmez, yaşanır. İnsan gitmeyeni beklerken, gidenin bıraktığı sessizliğe alışmayı öğrenir. İşte o an, mektuplar adresini kaybeder.”
Bu metin, acının edebiyatla nasıl ağırbaşlı bir suskunluğa dönüştüğünü gösteriyor.

Yüreğinize sağlık Cemre hanım, harika dizelerdi. Nice güzel eserlerde buluşmak dileğiyle, saygı ve selamlarımla, esen kalın.
Hayalleryumağı
Hayalleryumağı, @hayalleryumagi
3.2.2026 15:33:57
5 puan verdi
bazı aşklar vardır kağıda sığdırmaya çalışsan da
mutlaka eksik bir yönü kalır
dille telaffuz etsen de tam anlatamazsın
işte bunun adı kara sevdadır
insanın aklını başından alır
Mecnun misali insanı çöllere salar
işte sizin duygu dünyanız da
öyle basite indirgenecek bir şey değil
kutluyorum cani gönülden
hoşça kalın
Şair Mehmet Demirdelen
Şair Mehmet Demirdelen, @sair-mehmet-demirdelen
3.2.2026 15:22:01
5 puan verdi
Yüreğinize sağlık
kaleminiz daim olsun..
güzel ve anlamlı
Sözler yazmış kaleminiz
harika beğenerek okudum
kıymetli şaire saygılar ..🙏👍
DÜŞLER SIĞINAĞI
DÜŞLER SIĞINAĞI, @dusler-siginagi
3.2.2026 15:14:53
5 puan verdi
dilerim ki
tek gerçeğiniz olan acılarınız dinsin
belli mi olur
hayat nelere kadirdir
çok tebriklerimle değerli Cemre hanım
esenlikler dilerim
Sevimb
Sevimb, @sevimb
3.2.2026 15:10:01
5 puan verdi
Muhteşem ötesi olmuş elinize emeğinize yüreginize sağlik tebrikler can şairem kaleminiz daim olsun selamlar sevgilerimle ♥️
engin berk
engin berk, @enginberk
3.2.2026 15:04:36

Adını bir kağıda sığdırmaya çalışmak; ucu kırık bir kalemle, dibi görünmeyen bir boşluğun sınırlarını çizmek gibi.
Kelimeler dilimin ucunda kuruyor; sesim henüz sana varmadan, bu odanın rutubetli sessizliğinde yok olup gidiyor.
Zarfın içine koyduğum kağıt değil aslında; bir ömrün kendi eliyle hazırladığı o sessiz tutanak.
Ben seni beklerken meğer her gün biraz daha eksilmişim, fark etmeden kendimi tüketmişim
Soylenecek hiç bir şey yok tebrik az olur ya🌹🌹🌹🌹🌹
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL