0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
58
Okunma

Güneşi balçıkla sıvarlar sanma,
Hakikat perdesi inince gör bak.
Her sakal bırakıp diyene kanma,
Menzile ilimsiz varınca gör bak.
Asur’un hırsını din diye sattın,
Kadının ufkuna karanlık kattın.
Cahili tahtına sultan mı ettin?
Gönüller sararıp solunca gör bak.
Okumak günahtır diyen o diller,
Kurutur bağdaki taze güller.
Feryat figan eder garip bülbüller,
Adalet yerini bulunca gör bak.
Kara çarşaf mıdır aklın ölçüsü?
Zulmetten örülmüş hurafe süsü.
Yıkılır elbet bu cehil köprüsü,
Gerçekler kapıya gelince gör bak.
Recm diye taş atan kirli o eller,
Bilmez ki kalptedir coşan o seller.
Eser elbet bir gün özgürce yeller,
Zalimler saçını yolunca gör bak.
Talmut’un izinde hüküm kuranlar,
İlmin kapısına kilit vuranlar.
Mazlumun ahıyla dimdik duranlar,
Mahşerin nizamı kurulunca gör bak.
Hakk’ın ilk emridir "Oku" diyerek,
Yol bulmak gerekir emek vererek.
İnsanlık cevherini yere sererek,
Vebalin altında kalınca gör bak.
Kız çocuğu çiçektir, koparıp atma,
İrfanı bırakıp zehire batma.
Yalanı doğruya karıştırıp satma,
Mizan terazisi tartınca gör bak.
Mevla’nın nuruyla aydınlanır öz,
Cahilin dilinde zehirli bir köz.
Anlamaz ne desem, kar etmez bu söz,
Vakit dolup ömür bitince gör bak.
Aşık Turhal söyler, yüreği yanık,
Bu büyük drama yer ile gök tanık.
Zulmün her köşesi zifiri yanık,
Hakikat güneşi doğunca gör bak.
Hüseyin TURHAL