4
Yorum
20
Beğeni
5,0
Puan
83
Okunma
bırak ellerine doldurduğun taşları
salınsın yalnızlık omzundan aşağı dağ boyu
rengârenk bir şal gibi dola mutlulukları ruhuna
istediği yönden essin rüzgar
bırak istemesin varlığını bir diğeri
suskunluğu emzirsin yorgun şafak
çıldırsın içinde konuşan mezar çağlarca
sen isteyince gülümsesin aynalar
bırak ölmesin kıyamet kopmadan
toprağın altında yaşayan hayat
her şey varmış ve hiçbir şey yokmuş gibi tutun aşka
kırılsın seni yüreğinden koparan faylar
bırak depremler sende bulsun kararı
ölüler yığılsın yüreğinin orta yerine
varsın yitenlerin bir mezarı olmasın
gecenin bir vakti büyüsün çukurlar
bırak vakti gelmeden sökmesin -acıları- karanlık
ve iliklenmesin geceye ansızın kör sabah
istediği gibi gelsin ruhuna tazelik
aydınlık bir sahnede bayatlasın acılar
bırak sancılansın şiir şaşırsın aşk
hayrette bıraksın seni hayat denilen sanat
yitip gitsin hiç alışamadığın başlangıç
anlamlı bir sona bağlansın yüreğinde umutlar
bırak şimdi ellerindeki ağırlıkları
aksın yokluğuna sıkılmış gözyaşları sellerce
suda doğsun kadere tutuklu yaşamak
erisin içinde kalın parmaklıklar
sana ait bir yazgın olmadı hiç
alnına b/astın köprülerin âsice
mavi sulardan geçirdiğin bedenini
gemisiz yaktın her fırtınada senin olmayan yazgıları
küskünlüğü giydirdiğin
hüzünlü şarkıların oldu sadece
teşekkürü bir borç bildi
fazladan aldığın hayatlar
bırak
şimdi bütün c/anları
yavaşça topla alnına dağıttığın yalnızlıkları
sevinsin içinde çocuklar
ŞuLeCan
11 Ekim 2012
5.0
100% (10)