2
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
128
Okunma
Kimse kimseyi bütünüyle sevmez,
bunu en çok içi dolu olanlar bilir.
Sevmek dediğin şey,
biraz sığınmaktır aslında,
biraz da kaçacak yer aramak.
Herkes biraz kendini bırakır başkasına.
Kırıldığı yerlerden,
susmayı öğrendiği anlardan,
“Bunu tek başıma taşıyamam” dediği yerlerden…
Sonra adına aşk der.
Eksik yanlarımızı severiz önce.
Çünkü orada tanıdık bir boşluk vardır.
Bir başkasında kendimizi görürüz;
tam olmayan,
dağınık,
yaralı hâlimizi.
Yarım cümlelerle konuşuruz çoğu zaman.
Çünkü tamamını söylesek,
ya biri gider
ya da biz kalamayız.
Bazı cümleler insanı
kendi sesinden bile ürkütür.
Bitiremediğimiz hikâyeler taşırız içimizde.
Başını yazdığımız,
ortasında kaybolduğumuz,
sonunu hiç cesaret edemediğimiz…
Her tanıştığımız insana
aynı hikâyenin başka bir yerini okuturuz.
Sevmek biraz da
“Beni buradan tut” demektir.
Ama herkes tutamaz.
Bazıları sadece bakar,
bazıları da
daha çok acıtacak yerimizi bulur.
İnsan en çok
anlaşıldığını sandığı yerde kırılır.
“Beni biliyor” dediğin biri
senin en karanlık yerini
ışık sanıp söndürür.
Gidenler olur.
Hem de hiçbir şey olmamış gibi.
Oysa arkalarında
bir hayat eksik kalır.
İnsan bazen birini kaybetmez,
kendi içinden bir sesi kaybeder.
Zaman geçer derler.
Geçmez.
Sadece alışılır.
Ağrı aynı yerde durur,
sen üstüne hayat kurarsın.
Kimse kimseyi bütünüyle sevmez,
ama bazıları
eksiklerini incitmez.
Dokunmadan durmayı bilir,
konuşmadan anlamayı,
gitmeden kalmayı…
Belki de sevgi,
iki insanın birbirini tamamlaması değil,
birbirinin yarasını
kanatmamayı öğrenmesidir.
Ve insan en çok
kendini taşıyamadığında sever.
Biraz hafiflemek için,
biraz da
yalnız olmadığını hissetmek için.
Kadir TURGUT
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.