5
Yorum
18
Beğeni
0,0
Puan
254
Okunma

benim sessizliğim
zifiride demlenen bir ihtilalin besmelesidir
kendi içimde büyüttüğüm firavunu
bir çöl gecesinde boğdum
gece, imanımı duvara fırlatırken
ve bir nefes daha susuz kırılırken
şeytan suçüstü yakalandı
bir müneccim usturlabına takılsa gölgelerim
kimin burcuna bulaşır bu keder
ben ayakta durmayı bir tür küstahlık sandım
düştüm ve düşüşüme iman ettim!
gökyüzü bu akşam yanlış bir beden
gözleri oyulmuş putlar gibi bakıyor şehirler
çağın kitabı sayfasız, kelâm çekildi köşesine
eylül, camlara çarpan bir çocuk
bir suna gibi duruyordu bakışı
bir adam ceketini ilikliyor ölüme karşı
iç cebinde buruşmuş son bir eyvallah rüyası
bağça diye kutsadığım hatıralar
zemistan rüzgârlarında lime lime
her çiçekte bir ihanetin sureti
toprağı eşeledikçe
zirzeminimde sakladığım korkular gün yüzüne çıktı
bir çocuğun büyümesi gibi değil bu
bir ülkenin eskimesi gibi
içimde bir şeyler biraz daha resmi
bir mahitab kırığı saatleri
kendi adımlarım için
kendi mezarıma kazıdığımda
bir der gibi açılıp kapandığında dünyaya
ardında nişesten tortusu
ve yarım bir nahar bırakarak
sarhoş bir kehanet gibi dolaşarak
şirab içtim unutmak için
küller de konuşur yeterince yandıysan
kuşlar da bilir yükün ahlakını
oysa en çok kanatlar yorulur gül diye sunulur
vurulursa uçuşu
yutkunursa yurdunu havayı bile yaralar
bir mendil olmadı hiç
her gözyaşı gözüne veda edip çekildi
birkaç dizeye sıkışırken ömür
çiğ, suskun bir tanık gibi gelip çattı
şimdi son hüküm;
ab-ı zem arayan ve şeb bittiğinde
avizan kaderini kendi kesmeli
...