3
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
159
Okunma
Deli Divane Hükümlü
Kimse onun ne zaman delirdiğini tam olarak hatırlamaz.
Belki bir bakışta, belki söylenmeyen bir cümlede…
Ama kesin olan şuydu:
O günden sonra aklı yerinde, kalbi firardaydı.
Sevmek dediğin şey onda bir tercih değil,
bir teslim tutanağı gibiydi.
İmzasını atmadan girmişti bu aşka,
ama çıkış kapısında adı çoktan yazılıydı.
Gece olunca şehir susar,
o susmazdı.
Duvarlar onunla konuşur,
pencereler içini dinlerdi.
Her ışık sönüşü bir vedaydı,
her sabah uyanışı yeni bir ceza.
“Vazgeç” dediler.
Gülümsedi.
Bazı adamlara vazgeçmek yakışmazdı;
onlar ya severdi ya susardı.
Bir mahkeme kurulmadı belki,
ama hüküm çoktan verilmişti.
Hakim kalpti, savcı hatıralar,
şahit ise uykusuz gecelerdi.
Suç belliydi:
Sevdiğinden fazla sevmek.
O kendini kurtarmayı hiç denemedi.
Çünkü kurtulmak,
onu o yapan her şeyi inkâr etmekti.
Müptelaydı…
Ve bu kelimeyi utanmadan taşıyordu.
Bir gün biri sordu:
“Bu kadar acıya değer mi?”
Cevap vermedi.
Çünkü bazı cevaplar kelimeyle değil,
ömürle verilir.
Şimdi hâlâ aynı şehirde yaşıyor.
Belki yanından geçtin, fark etmedin.
Omzunda görünmez bir kelepçe,
gözlerinde yarım kalmış bir cümle vardır.
O bir suçlu değil.
Bir kahraman da değil.
Sadece şunu kabul etmiş bir adam:
Bazı aşklar özgürlük değil,
gönüllü bir ömürlük cezadır.
Ve o…
Deli divane hükümlüdür.
Deli divaneyim adını andığımda geceyi sabaha bağlayan,
Aklım firarda, kalbim firarın bizzat kendisi.
Beni ben olmaktan çıkaran bu sevda,
Bir yangın ki kaçmak değil, yanmak istiyorum içinde.
Sormuyorum artık “neden”,
Bazı aşklar gerekçe taşımaz, kader taşır.
Müptelasıyım;
Adın dudaklarımda değil, damarlarımda dolaşıyor.
Sensizliğin ilacı yok,
Varsan bile doz aşımı bu sevda.
Ben seni sevmeyi bir alışkanlık sandım,
Meğer bu, ömür boyu süren bir mahkûmiyetmiş.
Hükümlüyüm…
Ne savunma verdim bu aşkta, ne de şahit çağırdım.
Suçum belli: fazla sevmek,
Cezam ağır: vazgeçememek.
Hakim sensin, karar sensin,
Ben sadece boynunu eğmiş bir yürek sanığıyım.
Deli dediler, güldüm;
Divane dediler, sustum.
Çünkü akıllı kalmak marifetse bu dünyada,
Ben aşk uğruna delirmeyi seçtim.
Bir adam kendini ancak bu kadar kaybeder,
Ve ancak bu kadar kendine kavuşur.
Gecelerle pazarlık yaptım,
Sabahları senden çalmaya çalıştım.
Olmadı…
Zaman bile senden yana tavır aldı.
Saatler sen diye işledi,
Takvimler adını ezberledi.
Müptelalık dedikleri kurtulma isteği sanılır,
Yalan…
Ben kurtulmak istemiyorum.
Bu ateş beni yakıyorsa,
Bırak külüm de senin olsun,
Toprağımda bile adın yeşersin.
Hükümlülük bazen zincir değildir,
Bazen dua gibidir.
Ben seni bir ceza gibi değil,
Bir kader ayeti gibi taşıyorum içimde.
Kaçsam da dönüyorum,
Çünkü yazgıdan firar yok.
Deli divane sevmek,
Bir adamın kendine kurduğu en ağır cümledir.
Ama ben bu cümleyi nokta koymadan yaşıyorum.
Nefesim uzadıkça uzuyor,
Ve her solukta seni yeniden başlatıyorum.
Müptelası olduğum şey sen değil sadece,
Sende kaybolan hâlim.
Eskiden “ben” dediğim yerler,
Şimdi “biz” diye sızlıyor içimde.
Bir adam kendini böyle tüketir,
Ve buna aşk der.
Son sözüm yok bu mahkemede,
Zaten susmak da bir kabulleniş.
Deli divane müptelasıyım,
Evet, hükümlüyüm.
Ama bil ki hâkimim,
Bu cezayı ömür boyu severek çekeceğim.
Doğan Çeçen
11.12.1998
Gerede
Kelimeler
“Deli divane”
Akıl sınırlarının aşıldığını, ölçünün kalmadığını söylüyor. Bu bir delilik değil;
bilinçli bir vazgeçiş. Seven aklını geri çekmiş, kalbi öne sürmüş.
“Müptelasıyım”
Aşk burada bir duygu değil, bağımlılık.
Kaçılmıyor, kurtulmak istenmiyor. Müptela olmak;
acı çekmeyi de razı olmak demek.
“Hükümlüyüm”
En güçlü kelime bu.
Seven kendini savunmuyor, masumiyet iddiası yok.
Aşk bir mahkeme olmuş, yargıç da hüküm de sevgili.
Ceza ağır ama itirazsız.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.