Öldükten sonra yaşamak isterseniz, kalıcı bir eser bırakınız. hz.ali
Erdem Öztürk
Erdem Öztürk

Kedi

Yorum

Kedi

( 4 kişi )

4

Yorum

6

Beğeni

5,0

Puan

60

Okunma

Kedi

"Mektup yazdım Hasan’a, ha Hasan’a ha sana..."
Abdurrahim Karakoç

1

Seninle tanışmadık biz.
Sen geçtin, ben kaldım
araya mırıldanmayan sokaklar girdi,
bir de ismini bilmediğim suskunluk.

Ben bir pencere kenarında,
içimi döküyordum içime,
sen bir saç telini kovalıyordun rüzgârla.
Aramızda sadece zaman değildi,
aynı dili susmamak da vardı.

Gözlerinin kenarında
bir harita vardı,
kaçıncı uykudan kaçıncı hayale geçtin,
bilmem.
Ama biliyorum,
ben hangi düşte eksildiysem,
sen orada esnedin.

Bir kap su bırakmadım sana
çünkü bazı susuzluklar
suyla değil,
anlayışla geçer.
Ve ben seni hiç anlamadım.
Ama çok iyi hissettim.

Bugün balkona çıkmadın,
ben de çay içmedim.
Boş bardakla konuşmak
seninle göz göze gelmekten daha kolaydı.

Sen tüy döküyordun,
ben kelime.
Bir yerimiz eksildikçe
daha görünür olduk kendimize.

Eğer bir gün yine gelirsen,
kapıyı çalma.
Kapılar sana değil
bize kapanır bu evde.
Ben seni içeri değil,
içime alırım.

2

Dün gece pencereye bir karınca tırmandı
adı yoktu
tıpkı bazı vedalar gibi.
Senin adın var ama seslenince dönüp bakmıyorsun.
Bu yüzden adını yalnız içimden geçiriyorum artık
bir dua gibi,
bir susuş gibi.

Kaldırımlar büyümüş, fark ettin mi
biz küçülmüşüz.
Sen hâlâ kapı önlerinde uzanıyorsun
ama ben,
eski bir sandalyeye benzedim.
Üzerime kimse oturmuyor,
ama gıcırdamaya devam ediyorum
bir ses arıyorum çünkü
beni dinleyecek biri.

Bazen düşünüyorum,
belki de sen hiç kedi değilsin.
Belki de ben seni,
anlatamadığım biri yerine sevdim.
Çünkü gözlerin
sadece baktığım değil
anlatamadığım yerleri de anlıyordu.

Bugün biri bana “iyi misin” dedi.
İçimde bir cam kırıldı.
Çünkü insan, en çok
kırıldığını fark edince susar.
Sen sustuğunda
ben hep konuşulmamış şeyleri anlıyorum.
Keşke herkes bir kedi kadar dürüst susabilse.

Ve hâlâ bekliyorum seni.
Yalnızca gelişini değil,
geldiğinde hiçbir şey sormayışını.
Çünkü bazen biri gelir ve
hiçbir şey olmamış gibi
yanına uzanır.
Sadece bu yetiyor bazı yorgunluklara.
Sen öyle gel.
Ben anlatmam.
Sen de anlamazmış gibi dinle.
Zaten biz
konuşulmayan şeylerden kurulmadık mı?

3

Bugün posta kutusuna bir zarf bıraktım.
İçi boştu.
Çünkü bazı kelimeler senin diline çevrilmiyor.
Sen miyavlamıyorsun bile çoğu zaman,
sadece bakıyorsun.
İçimi anlayan o bakış
beni susturuyor.

Rüyamda seni gördüm geçen.
Bir evin mutfağında
bulaşıkların arasına gizlenmişsin.
Kimse fark etmiyor seni,
ama sen oradaydın.
Ben de oradaydım,
ama kimse beni de fark etmiyordu.
Birbirimize bakmadık bile
ama aynı sessizliğe yaslandık.
Bazı yakınlıklar
dokunmadan olurmuş meğer.

Bir çocuğun elinden düştü portakal,
yokuş aşağı yuvarlandı.
Sen arkasından bakmadın bile.
Ben ise
kendimi o portakal gibi hissettim:
elde tutulamamış,
ama hep bir yokuşa ait.

Senin tüylerinde gece birikiyor.
Benim içimde de bir tür yorgunluk.
Fark ettim ki ikimiz de
her gün biraz daha eskiyoruz
ama kimse bunu giyinip çıkarken fark etmiyor.
Sanki günden düşen birer tüyüz biz.
Birbirimize bile tutunmadan
uçuyoruz kendi yalnızlığımıza.

Eğer bir gün
bir sokakta yine karşılaşırsak,
bu şiiri hatırlama.
Çünkü ben senin ismini koymadım hiçbir dizeye.
Sadece gözlerinin kenarına çizdim kendimi.
Silininceye kadar kalırım orada.
Sonra ben de
unutulmuş bir miyav gibi
düşerim sesin dışına.

4

Bugün sokağın köşesinde seni aramadım.
ama o köşe,
hala senin oturduğun gibi eğikti biraz.
Bir kaldırım taşına oturmuş
çorapsız bir çocuk
elindeki simidi yere düşürdü.
Sen bakmadın.
Ben utandım.

İnsan bazen
başkasının acısına bile mahcup olur.
Senin kadar iyi susamayanlar için
dua ettim içimden.
Kediler dua etmez,
ama biz ederiz…
çünkü unutamıyoruz.

Bir minibüs geçti önümden
arkasında “Elveda Çocukluğum” yazıyordu.
Ben orada,
aralıklı dizilmiş harflerin arasında
senin mırlamanı duydum.
İnsanı bazen
bir yazı bile ağlatabiliyor.

Sana ne zaman seslensem,
dönüp gitmen biraz hoşuma gidiyor.
Çünkü herkes kalan oluyor artık,
giden kalmıyor.
Sen tersine dönmüş bir vedasın
hiç gitmeden uzaklaşanlardan.

Geçen gece
eski bir tişört buldum dolabımda.
Üzerinde bir kedi baskısı vardı,
çok solmuştu.
Ama ben birden
senin sırtını hatırladım.
O kambur ama gururlu yürüyüşünü.
Bazı gururlar,
karanlıkta daha net görünür çünkü.

Seni anlatmıyorum artık.
Ama içimde hâlâ senin oturduğun bir pencere var.
Her sabah o pencereye kuşlar konuyor
ve ben
hiçbirini kovamıyorum.
Çünkü onların gırtlağında
senin suskunluğun var.

Sen kimsin bilmiyorum.
Ama ben seni
hep tanıdığım bir yokluk gibi seviyorum.

5

Bu sabah pencereye üç kuş kondu,
biri griydi,
diğeri siyah,
üçüncüsü ise ses gibiydi
görünmüyordu ama oradaydı.

İlk kuş eğildi,
kanadını tüyledi biraz.
“Senin sustuğun kadar sustum,” dedi,
“ama insanlar bunu alkış sanıyor bazen.”
Sonra bana bakmadan
gökyüzüne tükürdü.

İkincisi,
camın kenarına geldi,
patisiyle görünmez bir harita çizdi.
“Bu sokakta bir kedi var,
içinde bir insan saklıyor.
Ama insanın kalbi
tırnakla kazınan yerlere yazılmaz ki,” dedi.

Üçüncüsü,
hiç konuşmadı.
Ama gözleriyle şiir okudu bana:
“İnsan dediğin,
gözyaşını bile tarif etmek ister,
bizse yağmur yağarken bile
öteriz.
Çünkü acı,
her dilde aynı değil.”

Ben kafamı cama yasladım.
Kuşlar gitmedi.
Sen gelmedin.
Ama o sabah anladım:
Bazı yalnızlıklar
pencereyi dıştan değil,
içten buğulandırıyor.

Ve kuşlar…
hep o buğunun dışından konuşuyor.
O yüzden anlamıyoruz.
O yüzden anladığımızı sanıyoruz.

Çünkü hiçbir kuş
gözyaşını yutmuyor,
ama biz
her seferinde içimize çekiyoruz sessizliği.

6

Gece boyunca uyudum
ama uykum, bir çukurdu
dibe düştüm.
Orada ellerim vardı,
parmaklarım,
tırnaklarım değil.
Ama hiçbiriyle tüylerimi düzeltemedim.

Bir aynaya baktım:
insan olmuşum.
Ama gözlerim hâlâ kediydi.
O gözlerle insan kalabalıklarına baktım,
kimse anlamadı bakışımı.
Çünkü insanlar,
konuşmayı öğrenince
gözle anlatmayı unutuyormuş.

İlk defa
“Merhaba” dedim.
Sesim, içi boş bir kutuya çarptı.
Ben miyavlamayı özledim.
Çünkü kelimeler
söylenmeden daha çok kırıyor.

Bir kadın geldi rüyama,
elimden tuttu.
Ama ben dokunmayı bilmiyordum.
Kediyken severdim kafamı uzatmayı,
şimdi ellerim vardı ama
ne yapacağımı bilmiyordum.

Sonra biri bana
“neden bu kadar sessizsin?” dedi.
Sustum.
Çünkü konuşsam,
kendimi kaybedecektim.

Ben kedi kalmak istedim.
Çünkü insanlar konuşarak
yalnızlaşıyor.
Kedilerse susarak
birbirini buluyor.

Rüyamda,
penceremin kenarında ben oturuyordum
ve dışarda bir kedi bana bakıyordu.
İçimde bir cümle kıpırdadı:
"Ben senin yerinde miydim,
yoksa sen mi bendin?"

Uyandım.
Kuyruğum yoktu artık.
Ama içimde hâlâ
bir pencereye çıkmak isteyen bir kedi vardı..

7

Sabahın en erken saatinde
sokak lambası hâlâ yanıyordu.
Kaldırım taşları soğuktu,
ve ben,
ne tüylerime sığınabildim,
ne de kelimelere.

Bir köşe buldum kendime,
yerini kimsenin fark etmeyeceği bir gölge.
Karton yoktu altımda,
yalnızca unutulmuş ayak sesleri.

İnsan olmayı bırakmıştım çoktan
ama kedi olmayı da unuttum sanırım.
Arada bir yerde kalınca
kimse sevemiyor seni tam.
Ya fazlasın ya eksik.
Ama hep yarım.

Bir çocuk geçti önümden,
elinde simit vardı.
Ben göz göze gelmedim,
çünkü bakarsam acırım.
Ve acıdığımda
birine yaslanasım gelir.
Ama bu şehirde
yaslanmak yıkılmak sayılıyor.

Ben bir pencerenin düşürdüğü gölgeydim artık,
içeride biri çay içiyor,
dışarıda ben ısınıyordum camın hatırasına.
Sıcaklık geçmedi içime,
ama alıştım.
Çünkü bazı şeyler
sahip olmadan da hatırlatıyor kendini.

Sonunda kalktım,
bir çöp bidonunun yanına gittim.
İçine değil, yanına.
Çünkü hâlâ bir gururum vardı
boş teneke kutularının dokunamayacağı.

Biri "pisi" dedi uzaktan,
bakmadım.
Belki beni çağırmıyordu.
Belki çağırıyordu ama ben gitmek istemiyordum.
Çünkü bazen en büyük özgürlük
yerinden kıpırdamamaktır.

O anda anladım.
Bu şiir bitti.
Ne insanım artık,
ne de sevilesi bir kedi.
Ama sokak hâlâ benim adımı bilmiyor.
Ve bu, galiba en güzel tarafı.

Çünkü bazı yalnızlıklar
ne söylenir
ne sahiplenilir
sadece yaşanır.

Ben de öyle kalacağım:
görülmeden,
ama eksikliğiyle iz bırakan bir sessizlik gibi.

Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (4)

5.0

100% (4)

Kedi Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Kedi şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Kedi şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Mesut Tütüncüler
Mesut Tütüncüler, @mesut-tutunculer
25.1.2026 13:04:11
5 puan verdi
Tebrik ediyorum
Güneşin Kızı Zehra
Güneşin Kızı Zehra, @gunesinkizi1
25.1.2026 12:26:37
5 puan verdi
Keyifle okudum çok beğendim yüreğinize emeğinize ve gönlünüze sağlık saygı sevgi ve muhabbetle 🌿🇹🇷
D Dinç
D Dinç, @d-din
25.1.2026 12:20:47
5 puan verdi
''Çünkü gözlerin
sadece baktığım değil
anlatamadığım yerleri de anlıyordu.'' Bu dizeleri okuduğumda şunu düşündüm. Ben güçlü sevmişim ama sanırım güçlü sevilmemişim. Tüm güçlü sevenlerin ve kaleminiz önünde saygı ile eğiliyorum. Çok beğendim. Aşk ile eyvallah
Romantik.Şair.41
Romantik.Şair.41, @romantik-sair-41
25.1.2026 12:19:09
EMEĞİNİZE YÜREĞİNİZE SAĞLIK ÜSTADIM KALEMİNİZİN MÜREKKEBİ EKSİLMESİN 🖐️ SAYGILARIMLA
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL