0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
33
Okunma
1
kırık bir duvar saatinin tik taklarıyla,
bir çamaşır ipinde unutulmuş
solgun mendil gibi bekle beni.
üzerinden kaç mayıs geçti bilmiyorum,
ama ben hâlâ,
kapı aralıklarından içeri
sen kokusu taşıyorum.
herkes unut dedi,
ben adını yeni bir saksıya diktim.
gölgeyi seviyorsun diye
güneş göstermedim.
çiçek açmadı
ama sen oradaydın.
bekle beni,
kar yağınca değil,
kar tırnaklarının içine dolunca.
kavurucu sıcakta değil,
susuz kalınca dudağın,
ben oradayım.
sana kimse şiir yazmaz artık,
mektup da gelmez.
ama ben
bir harfin ucunda
kendimi hâlâ sana tutturuyorum.
bir zamiri sen yapıyorum gizlice.
döneceğim,
dönmezsem bil ki
rüyana bir iğne gibi saplanacağım.
her uykuda
biraz daha içeri yürüyeceğim.
çünkü ben,
gelmeyi bilmeyen bir yoldan geliyorum.
bekle beni
çamaşır suyuyla silinmemiş bir anıya,
yırtılmamış bir şiir defterine,
adı okunmamış bir kadının suskusuna.
döneceğim,
yalnızca senin beklediğini bildiğim için.
çünkü bazı geri dönüşler
hiç yola çıkmamış gibi olur.
ve bazı insanlar
yalnızca beklenildiği için
hayatta kalır.
2
bekle demiyorum artık,
çünkü beklemek
bazen insanın kendini unutmasıdır.
sen yine de
kapının önünde bir çift ayakkabı bırak,
gelmezsem diye değil,
geldiğimde
nereden girdiğimi hatırlayayım diye.
zaman geçiyor,
evet.
ama bazı günler
hiç yaşanmamış gibi duruyor.
o günleri ben topluyorum,
ceplerime koyup
sana getiriyorum.
herkes bir yerden vazgeçti,
ben senden vazgeçemedim.
bu bir sadakat değil,
bu bir alışkanlık da değil.
bu,
adı konmamış bir hastalık gibi.
bazen kendimi
senin yerine koyuyorum.
beklemenin hangi yerinde yorulur insan,
hangi yerinde vazgeçer,
hangi yerinde hâlâ inanır
bunları öğreniyorum.
gelmezsem,
bil ki bir cümlede takıldım.
ya da bir çocuğun gözünde.
ya da aynada kendimi ikna edemedim.
ama gelirsem,
sessiz olacağım.
çünkü dönüşler
en çok fısıltıyla olur.
sen kapıyı aç,
hiçbir şey sorma.
ben anlatırım.
ya da anlatmam.
ikisi de olur.
çünkü bazı kavuşmalar
kelime istemez.
sadece
biraz yer,
biraz suskunluk,
bir de
beklenmiş olmak ister.
3
geç kalmadım aslında.
zamanın kendine göre bir adaleti var.
kimine gül getirir,
kimine yalnızlık.
bana seni…
biraz eksik,
biraz erken,
ama tam içime dokunur yerinden.
şimdi dönsem,
başka bir şey olurum belki:
bir sandalye,
bir perde ucu,
bir gömleğin düğmesi…
sen beni tanımazsın,
ama hissedersin.
çünkü dokunduğun her eşyada
biraz ben kalırım.
artık biliyorum:
bazı insanlar,
dönmez.
çünkü dönerse,
her şey bozulur.
ama ben
bozulmayı göze alarak geldim.
çünkü seni beklemenin tek adı vardı:
inanmak.
ve sen,
beni unutsan da
ben seni
unutmamışlığımda yaşatırım.
kapanış budur:
birinin hâlâ
gelme ihtimaline
masa kurmak.
ve sen hâlâ
gelmezsen bile,
ben hep geldim sayarım.