0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
25
Okunma
Sol yanımda bir kuş var,
uçmuyor.
Sadece sabahları,
senin adını duyunca
kanatlarını titretiyor biraz.
Belki de rüyamdaki cam kırıklarına
basmamak için öyle suskun.
Çekmeceye sakladım seni
eski bir mendil,
yırtık kenarlarında
unutulmuş ağlamalar.
Ben, ne zaman aynaya baksam
bir yudum eksik kalıyorum
çünkü o günden beri
gözlerim hep geri sayıyor.
Sana anlatmadığım her şey
yavaş yavaş küfleniyor içimde.
Dudaklarımda yarım kalan harfler
bir çamaşır ipinde
kurumayan kelimeler gibi sarkıyor.
Seninle konuşmadığım zamanlarda
çok susuyorum.
Bir saksının dibinde yeşermeyen
fesleğen gibiyim şimdi.
Gölgeye alıştım.
Ama bil ki
ben seni
bir bakkal defterine yazılmış
ve hiç silinmemiş bir borç gibi sevdim.
Bazen kendimi,
sobanın kenarına dizilmiş odunlar gibi hissediyorum.
Yanmak için bekliyorum
ama kimse kibrit aramıyor evde.
Ve sen,
hiç dönmeyeceğini bile bile
beklediğim tek misafirdin.
Sevdiğimi söylemedim.
Çünkü söylesem
ya bir kuş daha ölürdü
ya da
camdan düşerdi çocukluğum.