2
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
62
Okunma
(Besmele ile çekilen Aşk’ın Cefası eşliğinde bir deneme)
1
Bir sabahın eşiğinde
hazırlıklıydım aslında
neye hazırlandığımı bilmeden.
Bir iç çekişin başında durur gibi
ellerim boştu,
kalbim dolu.
Bir şey yazıldı göğe
ama okunmadı.
Bakınca anlaşılmayan
bir işaret gibi kaldı orada.
İçimde kaynayan bir sızı vardı,
küçük, inatçı,
yavaş yavaş ilerleyen.
Azaldım,
bir harfin gölgesi kadar.
Bir masal anlatıldı bana
sonu söylenmeyen.
Akşamın en suskun yerinden
sızan bir ışıkla.
Ne sevinçti bu,
ne de tam bir keder
ikisi arasında
ince bir çizgi.
Azaldım,
bir harfin gölgesi kadar.
İçime kapanırken
söktüm kendimi
ilmek ilmek.
Sol tarafımdaki sıcaklığı
kelimelere bıraktım.
Bakanlar sandı ki
bu bir gösteri,
oysa ben
içeriden eksiliyordum.
Azaldım,
bir harfin gölgesi kadar.
Bir yüz vardı,
ama hep buğulu.
Yaklaşınca silinen,
uzaklaşınca kalan.
Gözlerinden düşen şeyi
tutmak istedim
avucumda
ıslak bir sessizlik kaldı.
Azaldım,
bir harfin gölgesi kadar.
Şimdi sadece
bir ses gibi dolaşıyor içimde.
Ne tam susuyor
ne konuşuyor.
Yanaklarımda tuz,
ellerimde açıklayamadığım
bir ağırlık.
Azaldım,
bir harfin gölgesi kadar.
Bir kapının önündeyim
ama kapı değil önemli olan.
Beklemek de değil.
Sadece durmak
hiçbir şey istemeden
akışın içinde
erimek.
Ve ben
bunu seçmedim belki
ama oldum.
Bir harfin gölgesi kadar.
2
Sonra zaman
bir sandalyeye oturdu evin ortasında,
kimseye bakmadan.
Saatler ilerlemedi,
ben içimden geçtim.
Azaldım,
bir harfin gölgesi kadar.
Duvarlarda asılı kaldı
söylenmemiş cümleler.
Ne soru oldular
ne cevap.
Dokunsam
dağılacaklardı.
Azaldım,
bir harfin gölgesi kadar.
Bir yere ait olmayı
unuttum.
Gittiğim yer benim değildi,
kaldığım da.
Sadece arada durmayı öğrendim
kimsenin basmadığı
ince çizgide.
Azaldım,
bir harfin gölgesi kadar.
Eksildikçe
hafifledim sandım.
Meğer insan
azaldıkça
ağırlaşıyormuş.
Taşınan yük değilmiş,
hatırlamakmış.
Azaldım,
bir harfin gölgesi kadar.
Bir isim vardı
dilimde değil,
göğsümde.
Anmadım.
Çünkü bazı şeyler
söylenince
kırılıyor.
Şimdi
ne bekliyorum biliyorum
ne vazgeçiyorum.
Bir rüzgâr gibi
kendi içimde dolaşıyorum,
kapı aralıklarında.
Ve hâlâ
aynı yerdeyim:
ne gitmiş,
ne kalmış.
Azaldım.
Bir harfin
biraz daha silinmiş hâliyim.
3
Bir camın buğusuna yazılmıştım.
Güneş doğunca yok oldum.
Ne silen vardı
ne silen fark etti
sadece
görünmez olmuştum.
İz bırakmadan.
Adım geçmiyor artık
kimsenin cümlesinde.
Anlatılırken eksilen bir detayım ben,
hatırlanırken susulan bir boşluk.
Bir resmin kenarında
rengi solmuş bir gül gibi.
Bakıldığında hâlâ oradayım
ama kimse söylemiyor.
Ne unutan suçlu,
ne ben şikâyetçiyim.
Bir gün birinin aklına gelsem bile
“kimdi o?”
diyeceği bir anıyım sadece.
Sesim,
bir kapının gıcırdamasında
kayboldu.
Adım,
bir çekmecenin dibine
karıştı.
Yüzüm,
aynada silinmiş bir buğu.
Kendimden bile
çıktım artık.
İçimde bana ait kalan
tek şey:
adını unuttuğum bir yara.
Ve şimdi,
Silindim.
5.0
100% (2)