1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
86
Okunma
TÜRK KADINI 2
Ve sen yürüdükçe
zaman senden utanmayı öğreniyor.
Yorgunluğun dizlerinde birikiyor belki,
ama düşmek senin dilinde yok.
Çünkü sen düşersen
bir ev, bir çocuk, bir ülke eksilir hayattan.
Geceleri herkes uyuduğunda
sen uyanık kalırsın;
ertesi günün kaygısı
yastığa sığmaz çünkü.
Bir evin bütçesini,
bir çocuğun yarınını,
bir ömrün sessizliğini
aynı anda düşünürsün.
Kimse bilmez içindeki çığlığı,
çünkü sen yüksek sesle ağlamazsın.
Gözyaşını içine akıtırsın,
içinde bir nehir olur,
dışarıdan bakana
sakin bir göl gibi görünürsün.
Bazen sevilmeyi bile erteledin,
önce başkaları iyi olsun diye.
Kendi yaralarını
çocuklarının uykusuna sardın,
“geçer” dedin,
geçmeyen her şeye rağmen.
Sana “güçlü kadın” dediler,
sanki seçiminmiş gibi.
Oysa sen sadece
hayatta kalmayı bildin.
Kırılmamayı değil,
kırıklarını kimseye batırmamayı öğrendin.
Bir erkeğin yanında yürürken
yarım olmadın hiçbir zaman.
Ama çoğu zaman
tam olmanın bedelini
yalnız ödedin.
Sevilirken bile
yük taşıdın.
Bugün sokaklarda adın yankılanıyor,
bazen umutla,
bazen korkuyla.
Ama sen hâlâ
aynı yerdesin:
Hayatın tam ortasında.
Ne kaçtın,
ne vazgeçtin.
Bil ki Türk kadını,
sen konuşmadığında bile
tarih seni dinliyor.
Sen sustuğunda bile
gelecek senden ders alıyor.
Ben bir erkeğim
ve artık biliyorum:
Dünya senin omzunda dururken
erkeklik susmayı da bilmektir.
Yanında durmayı,
önüne geçmemeyi,
arkanda saklanmamayı öğrenmektir.
Bu şiir bitmeyecek,
çünkü sen bitmedin.
Bu dizeler uzayacak,
çünkü sen hâlâ yoldasın.
Ve bir gün,
bir kız çocuğu aynaya baktığında
kendini güçlü buluyorsa,
bil ki bu senin eserindir.
İşte o zaman
bu şiir tamamlanmış olacak.
Ama bugün değil…
Çünkü sen hâlâ yazıyorsun
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.