0
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
49
Okunma
Bir sabahı omzuma aldım,
henüz uyanmamıştı.
Saatler erken davranıyor,
ben gecikmeyi öğreniyordum.
Kapının eşiğinde durdum,
ne girmek sayıldı bu
ne çıkmak.
Yönler bende tutmadı.
Haritalar hep başkalarının sesinden çizilmiş.
Sağımda sustuklarım birikti,
solumda söyleyemediklerim.
Ortada ben vardım,
fazla sessiz,
fazla içerde.
Bir ip geriliydi içimde,
kimin çektiği belli değil.
Gevşetsem düşeceğim,
bıraksam çözüleceğim.
O yüzden
öylece durdum.
Durmak da bir eylemdir bazen,
kimse fark etmese de.
Çekmecelerden öğrendim beklemeyi.
En alta konanlar
en geç bulunur.
Mendiller, fişler, yarım cümleler…
Hepsi sabırlıydı.
İnsan da biraz eşya olmalı,
dayanmak için.
Bir ses vardı,
çağırmıyordu.
Sadece hatırlatıyordu:
bazı şeyler
cevaplanmak için değil,
taşınmak içindir.
Ben taşıdım.
Geceler uzadıkça
omuzlarım daraldı.
Yorgan yetişmedi,
kelimeler yetmedi.
Ama düşmedim.
Çünkü düşmek için bile
bir yön gerekir.
Şimdi buradayım.
Adını söylemediğim,
yüksek sesle çağırmadığım
o ince uzun ihtimale
sonunda eğiliyorum.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.