0
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
95
Okunma
Geceye Yazılan Dua
Bu şiir, kandil gecesinde
kelimeler yetmediğinde
kalbin Allah’a yazdığı bir duadır.
Bu gece gökyüzü,
alışıldık bir karanlıkla örtülmedi;
sanki bütün yıldızlar, insanın kalbinde unutulmuş cümleleri hatırlatmak için
birer birer yakıldı.
Zaman ağırlaştı bu gece,
saatler yürümüyor,
akrep ile yelkovan bile secdeye durmuş gibi,
çünkü bazı gecelerde ileri gitmek değil,
yukarı bakmak gerekir.
Yeryüzü sessiz,
ama sessizlik boş değil;
her susuşun içinde gizli bir dua,
her karanlık köşede affa açılmış bir kapı var.
Bir kandil ışığı düşüyor pencereden içeri,
duvarlara değil,
doğrudan insanın içindeki en karanlık yere,
en saklı pişmanlığına,
en çok kaçtığı gerçeğine dokunuyor.
Bu gece,
bir peygamberin yürüdüğü yolun hatırası var havada;
ayak izleri görünmüyor belki
ama izleri hâlâ kalplerde sızlıyor.
Mekke’den Kudüs’e uzanan o yol,
taşların değil,
insanın içinden geçen en zor mesafeydi;
nefsin dar sokaklarından geçmeden
göğe açılan bir kapı yoktu.
Ey Rabbim,
biz Burak’a binemedik,
Sidre’ye ulaşamadık,
ama dizlerimizi yere koyacak kadar yorgunuz
ve bu yorgunluk
sana en yakın hâlimiz belki de.
Bu gece ellerim boş değil,
sadece dolu olduklarını anlatacak kelime bulamıyorum;
günahlarım var,
yarım kalmış tövbelerim,
gecikmiş doğrularım
ve yine de senden kopamayan bir kalbim.
Kandiller yanıyor minarelerde,
her biri bir kulun “beni de gör” deyişi gibi;
ışık yukarıdan aşağı inmiyor sanki,
insandan göğe doğru yükseliyor.
Anneler bu gece daha uzun dua ediyor,
babalar gözlerini saklayarak susuyor,
çocuklar farkında olmadan
meleklerle aynı dili konuşuyor.
Bu gece affın ölçüsü yok deniyor,
rahmetin sınırı çizilmiyor,
çünkü bazı gecelerde
hesap sorulmaz,
hesap silinir.
Ey kalbim,
kendini bu kadar ağır taşıma artık;
her yük senin değil,
her suç senin omzunda kalmak zorunda değil.
Secdeye vardığında anla ki,
en çok yere yaklaştığında
en çok göğe yaklaşan sensin.
Ve gece ilerledikçe,
karanlık artmıyor aslında;
insan kendi içine daha çok ışık alıyor,
çünkü kandil geceleri
ışık dışarıdan değil,
içerden büyür.
Zamanın yükü omuzlarımızda,
yılların pişmanlığı ceplerimizde,
ama yine de kapına geldik,
çünkü başka gidecek yerimiz yok.
Bir secde daha,
belki son değil ama
en sahicisi;
çünkü insan
en çok yorulduğunda
en doğru yere kapanıyor.
Sabah olacak,
ışık pencerelerden içeri girecek,
hayat kaldığı yerden
sert, aceleci, gürültülü devam edecek;
ama bu gecenin sessizliği
kalbimizde uzun süre yankılanacak.
Çünkü kandil geceleri
insana şunu öğretir:
Ne kadar düştüğün değil,
ne zaman başını kaldırdığın önemlidir.
Şimdi geceyi usulca uğurluyoruz,
ellerimiz hâlâ duada,
kalbimiz hâlâ açık;
çünkü bazı dualar
bitmez,
sadece Allah’a emanet edilir.
Ve biz,
bu geceden geriye
bir ışık alıp gidiyoruz;
karanlık günlerde
yolumuzu kaybetmemek için.
Ve kandil sönerken anladım;
insanı kurtaran,
ışığın büyüklüğü değil,
karanlıkta Allah’ı unutmamaktı
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.