0
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
73
Okunma
Başka bir yerden alıyorum sözü;
aynı yara, başka bir gölgenin altında.
Akşam, sandalyenin sırtına asılı kalıyor,
kimse oturmuyor o yorgunluğa.
Bir fincan soğuyor masada,
içindeki çay değil, bekleme.
Pencere aralığından giren rüzgâr
adımı bilmiyor,
ama üstüme eğiliyor yine de.
Bir anahtar cebimde ağırlaşıyor,
hangi kapıyı açmadığını biliyor.
Duvar saatinin tikleri
bir şeyleri hatırlatıyor,
takları çoktan çekip gitmiş.
Kaldırım taşları sayılıyor içimde,
her biri başka bir dönüşe denk.
Ben, suskunluğun kenarında
bir cümleyi ütülüyorum;
giyilecek gibi değil,
ama kırışıksız dursun istiyorum.
Işık geç geliyor çatıya,
gelince de acele ediyor,
kalmak ayıp gibi.
Bir kâğıt buruşturuyorum,
atılacak bir şey değil bu,
sadece şekil değiştiriyor.
Sesin duyulmuyor hiçbir yerde,
yine de her satır
sana bakarak kapanıyor.
Böyle işte:
aynı boşluk,
başka bir ses.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.