0
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
81
Okunma
Biz yanlışları bağırarak yapmadık,
Sessizce alışarak yaptık.
Bir gün değil,
Her gün biraz daha vazgeçerek
Doğruyu tanımaz hâle geldik.
İnsan dediğin,
Önce kendini ikna eder.
Sonra yaptığı her şeyi
Zaruret diye adlandırır.
Vicdan, en çok bu noktada yorulur:
Haklı görünen yalanların arasında.
Hakikat çıplaktır,
O yüzden kalabalığa çıkamaz.
Üstüne fikir giydirirler,
Altına menfaat koyarlar,
Sonra “gerçek bu” diye dolaştırırlar
Herkesin aklına bir beden biçerek.
Biz düşünmeyi
Taraf tutmak sandık.
Sormayı şüphe,
Şüpheyi tehdit.
Oysa akıl,
Korkudan arındığında
İnsan kalırdı geriye.
Bu çağın ahlâkı hızlıdır.
Yavaş olan her şey dışlanır:
Derinlik, sabır,
Vicdan.
Hızlı kararlar alınır,
Yavaş sonuçlar ödenir
Ve kimse faturayı kabul etmez.
İnsanlar iyiliği seviyor,
Ama bedelini değil.
Adaleti alkışlıyorlar,
Ama sıra kendilerine gelince
Sustukları yerden tanınıyorlar.
Bir kötülük tek başına yapılmaz.
Ya görmezden gelinir
Ya normalleştirilir
Ya da “herkes böyle” denilerek
Toplumsal bir konfora dönüştürülür.
İşte asıl suç burada başlar.
Biz yıkıcı değiliz,
Biz aşındırıcıyız.
Bir duvarı bir günde devirmeyiz,
Ama her gün biraz daha inceltiriz.
Sonra yıkılınca şaşırırız
Altında kalanlara.
İnsan kalmak,
Artık bir meziyet değil,
Bir direniştir.
Kalabalığa rağmen
Doğruyu savunmak,
Sessizliğin güvenliğine sığınmamaktır.
Herkesin sustuğu yerde
Konuşan biri olmak,
Herkesin yürüdüğü yönde
Durabilmektir.
Cesaret,
Bağırmak değil,
Yalnız kalmayı göze almaktır.
Bu bir umut şiiri değil,
Ama bir uyarıdır.
Kurtuluş vaat etmiyorum,
Sorumluluk hatırlatıyorum.
Çünkü insanlık,
Başkasının hatırlatmasını bekleyecek kadar
Zayıf olmamalı.
Ve şunu bilerek bitiriyorum:
Dünya, kötüler yüzünden değil,
İyi kalıp susanlar yüzünden
Bu hâle geldi.
İnsan kalan yer,
İşte tam da burasıdır.
Kadir TURGUT
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.