0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
69
Okunma
Harap talan edilmiş bir bahçeyiz artık,
Ne toprağımız masum
Ne de yağmurumuz temiz.
Bir zamanlar dua ektiğimiz yerlere
Şimdi öfke biçiyoruz,
Ve her hasatta biraz daha eksiliyoruz kendimizden.
Gönlümüz…
İnsanımız…
Gök kubbemiz…
Üçü de aynı yerden kırık.
Bir çocuk ağlarken susan kalbimizden,
Bir adaletsizliğe alışan dilimizden,
Ve yukarı baktığında hiçbir şey hissetmeyen gözlerimizden.
Güneş,
Eskisi gibi ısıtmıyor artık.
Işığı var ama merhameti yok.
Yakıcı bir gül gibi
Dokununca acıtan,
Bakınca sevindirmeyen.
Isıtmak için değil,
Yakmak için doğuyor sanki her sabah.
Yıldızlar da küskün,
Papatya gibi koparılmış umutlar onlar.
Menekşe gibi ezilmiş sessizlikler.
Gökyüzü bir çiçek tarlasıydı bir zamanlar,
Şimdi üstünden tank geçmiş bir gece.
Hiçbiri yerini bilmiyor,
Hiçbiri eskisi kadar parlamıyor.
Ve hepsi kırgın…
Bizim zihnimizde ürettiğimiz nefrete.
Bize öğretilmeyen ama ezberlediğimiz kine.
Birbirimize bakarken büyüttüğümüz mesafeye,
Susarken çoğalttığımız karanlığa.
Biz kötülüğü uzaktan sanıyorduk,
Oysa içimizdeydi,
Cümle aralarında,
Yarım kalan vicdanlarda,
“Beni ilgilendirmez” dediğimiz her yerde.
Bir insanı incitmek
Artık zor gelmiyor kimseye.
Bir kalbi yıkmak,
Bir şehri yakmak kadar kolay.
Ve biz hâlâ şaşırıyoruz
Bahçemiz neden harap diye.
Oysa ne ektiysek onu büyüttük:
Kızgınlığı çoğalttık,
Şefkati erteledik,
Hakikati susturduk.
Sonra gökyüzü bize küstü sandık.
Gök kimseye küsmadı aslında,
Biz bakmayı unuttuk.
Gönül kimseyi terk etmedi,
Biz sahip çıkmadık.
İnsanlık ölmedi,
Biz yaşatmadık.
Şimdi bir bahçenin ortasında duruyoruz,
Ellerimiz kirli,
Niyetlerimiz yorgun.
Toprağa soruyoruz:
“Bizi affeder misin?”
Toprak susuyor.
Gök susuyor.
Yıldızlar gözlerini kapatıyor.
Belki de affın,
Önce nefreti bırakmaktan geçtiğini
Anlamamızı bekliyorlar.
Yada,
Anlayabileceğimiz anı .
Kadir TURGUT
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.