2
Yorum
17
Beğeni
5,0
Puan
119
Okunma
zordur insanın kendini anlatması
bir de anıların üstüne zaman
tortu gibi çöküp
uzadıkça uzamışsa ömür
olasıdır çoğu şeyi unutması
sen iyisi mi bir kadeh değil
ufaktan bir şişe kap gel
bu hikaye bir kadehle çekilmez
hem bir kadeh rakıyla
bu şehirde sabah olmaz
kendimle başlayacak olursam eğer
eski bir adamım ben
öyle ikinci el falan değil
tozu üstünde antikayım
hangi kadrajdan bakarsan bak
bir nehirdir ömrüm
batan
çıkan
bendinden taşan bir nehir
Ganj kadar eski
Nil kadar yaşlıyım
atını hep uçuruma sürmüş ve
düştüğü her uçurumun çetelesini tutmuş
sakat süvari
başkalarının yamasına teyel yapmaktan
kendi söküğünü dikemeyen
meczup terziyim
doğum tarihimi bilen yok
kimi sonbahar çocuğusun diyor
kimi akrep burcu
Cumhuriyet bayramında doğdun diye ninem dediydi
Alzheimer olduğu halde
bunu nasıl hatırlıyor orası da muamma
bakma denizleri pupa yelken gezip
her limanda konakladığıma
kendimden başka limanım yok
demir attığım tek yerse yalnızlık
belki Arşipel
belki Akdenizliyim
karpit kokulu atölyelere hapsolmuş
dilsiz bir rüzgardım
çocuk olmadan büyüdüm
büyümeden yaşlandım
yamalı bir pantolon gibi saklasam da yetimliğimi
doğum lekesi gibi sırıtır yüzümde babasızlığım
buruk doğum günlerinin baba’sızı
annesinin ilk göz ağrısı
anne annesinin gök gözlüsüyüm
boşuna kulak kabartma
mübaşirler seslenmez benim adımı
her gece kurşunlara gelirim de
hiçbir müezzin okumaz sela’mı
kimseyi vurmamak için
kendine dönen namluyum
eski bir adamım ben
çok eski…
bitmek bilmeyen bir uzun yol
durağa gelmeden inmek isteyen
yorgun yolcuyum
5.0
100% (4)