2
Yorum
14
Beğeni
0,0
Puan
211
Okunma
siz evet siz…
o yeşil elbiseli bayan yada
uzakta duran şişman adam değil
en yakınımda duran siz…
kıyamadıklarım
üstüne titrediklerim
kaşı kararmasın diye
ömrümü kararttıklarım
öyle bön bön bakmayın etrafınıza
sözüm size.
en çok siz üzdünüz beni
İçimde ki öfkenin
bıçağını en çok siz bilediniz
ben size yüreğimi açtım
siz Prometheus’un ciğerini didikleyen
kuzgunlar gibi
yüreğimi deştiniz
ben gece üstünüzü örttüm
siz
kırmaya kurgulanmış nobran cümleleriniz ve
Brutus’tan kalma hançerlerinizle
beni hüznün yedi kat dibine gömdünüz
yoksa
her kapımı çaldığınızda
ifrit görmüş gibi
korkar mıydım sizden
canımdan can vermek isterken
kırk yıllık düşmanım gibi
neden selamı sabahı kestim sizden
bir vebalıdan kaçar gibi
neden sizden kaçtım
hiç sordunuz mu kendinize
elin attığı taş değil
sizin attığınız güldü beni kıran
sizin ipinizle
sallandım ben darağacında
bunu bile görmediniz ya…
bana da susmak düşüyor artık
avazını içine hapsetmiş bir gök gürültüsü gibi
susmak…
vakit sus vakti…
bir inzivanın cam kenarında
camların buğusuna “ahh” yazıp
yalnızlığın kollarında
içten içe pas vakti…
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.