0
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
119
Okunma
Sabah kalktı, hiçbir şeyin düzelmediğini biliyordu ama yine de yatağını topladı.
Umudu, her şeyin iyi olacağına inanmak değil; bugün de kendini tamamen bırakmamaktı.
Kapıyı kapatırken aralık bıraktı, belki bir ışık girer diye.
Umut,
büyük bir şey değildir çoğu zaman.
İnsan onu bayramlık hayallerde değil,
günlük yorgunlukların arasında bulur.
Bir cümlede,
yarım kalmış bir gülüşte,
geceyi sabaha bağlayan o ince çizgide.
Kimse fark etmez umut kırıntılarını.
Çünkü gözler büyük mucizelere ayarlıdır.
Oysa hayat,
insanı ayakta tutmak için
fazlasına ihtiyaç duymaz.
Bazen
bir sabah uyanabilmek umuttur.
Hiçbir şey düzelmemişken
yatağı terk edebilmek.
Aynı yükü tekrar sırtlanıp
“bugün de buradayım” diyebilmek.
Umut,
her şey yoluna girdiğinde gelmez.
Tam tersine,
hiçbir şey yolunda değilken
içeride bir yerin hâlâ direnmesidir.
İnsanın kendine
tam sırtını dönememesi.
Bir fincan çayın buharında,
sokakta yürüyen bir çocuğun sesinde,
hiç beklemediğin bir anda
kalbine değen bir cümlede saklanır.
Ve geçip gitmesin diye
insan sesini kısar,
içini açmaz.
Bazı günler umut,
yalnızca şudur:
Daha fazla kırılmamak.
Daha derine düşmemek.
Kendini tamamen terk etmemek.
Herkes güçlü olmaktan bahseder.
Oysa güç,
parçalanmış bir günün sonunda
kendini toparlayıp
ertesi sabaha yer bırakabilmektir.
Umut kırıntıları,
insanı ileri taşımaz belki.
Ama yerinde kalmasını sağlar.
Ve bazen
yerinde kalmak,
hayatta kalmaktır.
İnsan her şeye inanmayı bırakabilir.
Ama kendine bir ihtimal bırakmazsa
hiçbir yol yürümez.
O yüzden
umut,
büyük bir kapı değil;
kapı aralığında kalmış bir ışıktır.
Ve insan,
bazen o ışığı büyütmek için değil,
söndürmemek için yaşar.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.