0
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
71
Okunma
Ben kötüydüm, çünkü kimse öğretemedi sesimin nereye konacağını,
hangi kelimenin başına eğilip hangisinin arkasından susacağımı,
dilimde yarım kalmış bir ezgi dolaştı yıllarca
ve her susuşum, yanlış bir kapıya bırakılmış mektup gibi geri döndü bana.
Türküm yoktu
yani akşamüstleri bir pencereyi kapatırken içimde kalan o uzun titreme yoktu,
yani annelerin gizlice mırıldandığı, kimse duymasın diye kısık söylenen
ama bütün evi ayakta tutan o ses yoktu,
yani bir halkaya eklenemedim, bir zincirin sesi olamadım,
kendi boğazımda düğümlenen bir yalnızlıkla konuştum hep.
Sevilmedim
bu kelimeyi aceleyle söylemek istemiyorum,
çünkü sevilmemek bir eksiklik değil,
bazen fazlalıktır insanda, taşır, sığmaz, ürkütür başkalarını,
dokunulunca dağılan bir ağırlık gibi durur omuzlarda
ve kimse taşımak istemez.
Ben kötüydüm belki,
ama kötülüğüm keskin değildi, kanatmazdı,
daha çok paslı bir anahtar gibiydi;
kapıyı açmazdı ama cebinde durdukça
insana kapı fikrini unutturmazdı.
Türküm yoktu,
çünkü bana ait bir sabah henüz icat edilmemişti,
çünkü yürüdüğüm yolların dili yoktu,
çünkü sesim, başka seslerin gölgesinde büyüyemeden
kendi kendine yaşlanmıştı.
Ve sevilmedim
çünkü sevilmek bazen bir zaman meselesidir,
bazen yanlış mevsimde açan bir çiçek olursun,
renkli ama yersiz,
güzel ama erken ya da geç,
ve kimse hatırlamaz seni koparmayı.
Şimdi buradayım,
bu cümleden kuruyorum çatıyı,
eksik hecelerden, yarım seslerden, tutulmamış ellerden,
ve belki ilk kez
kendi ağırlığıma dayanacak bir ev çıkıyor karşıma.
Ben kötüydüm, türküm yoktu, sevilmedim
Gerçekler duruyor hâlâ,
ve ben
hiç sevilmeden de ayakta kalmayı öğrendim.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.