1
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
58
Okunma
Aşk,
bir yere varmak değildi hiçbir zaman,
yanından geçerken içinin ürpermesiydi insanın
ve bunu kimseye anlatamamasıydı.
Evin içinde büyüyen sessizlikler vardı,
duvarlardan çok daha kalındılar
ve her biri başka bir susuşu öğretiyordu bana
henüz konuşmayı bilmezken.
Bir kadın vardı,
onu böyle söylemek bile fazla açık belki,
çünkü bazen insanlar değil,
insanların bıraktığı boşluklar girer hayatımıza
ve orada uzun süre kalır.
Küçüktüm,
ama bu küçüklük boyla posla ilgili değildi,
dünyaya yanlış yerden bakmakla ilgiliydi,
her şeyi biraz eğri görmekle.
Bazı bakışlar vardır,
dokunmadan yer değiştirir insanın içini,
odanın eşyaları aynı kalır
ama sen artık aynı yerde durmazsın.
Zaman o gün
bir şeyini kaybetti,
ilerlemeye devam etti belki
ama içinden bir parça düşürdü
ve ben onu bulamadım bir daha.
Sonra günler oldu,
birbirine benzeyen ama aynı olmayan,
her biri bir öncekini taklit eden
yorgun günler.
Bekledim.
Beklemek çünkü bazen umuttan değil,
alışkanlıktan doğar.
Gelmesini değil,
bir şeyin tekrar olmasını istedim
olmayacağını bile bile.
Kimseye anlatmadım.
Çünkü anlatmak,
olmuş bir şeyi yerli yerine koymak demekti,
ben ise dağınıklığa alışmıştım artık.
Anladım sonra,
bazı kötülükler yüksek sesle gelmez,
kibarca yaklaşır,
insanı kendinden utanır hale getirir
ve bunu sevgi sanmasını bekler.
Büyüdüm dediler.
Ben sadece ağırlaştım.
Çocukluk dediğim şey
bir yerlerde kaldı
ama ben oradan hiç çıkamadım.
Geceler uzadı,
evler uyudu,
ben uyanık kalmayı öğrendim
hiç çağrılmadığım halde.
Bir gece,
karanlığın da yanabileceğini düşündüm,
çünkü içimde bir şey
sadece susarak yok olamıyordu artık.
Sabah olduğunda
hiçbir şey anlatmadım yine.
Ama artık şunu biliyordum:
Bazı insanlar gider,
bazı anlar kalır.
Ve insan bazen
hayatta kalmayı öğrenir
masum kalmayı değil.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.