10
Yorum
26
Beğeni
5,0
Puan
322
Okunma
Ben… Ben geçmişimi arıyorum.
Ama ne zaman dönüp bakmaya çalışsam…
Ellerim boş.
Her şey… Her şey elimden kayıyor gibi.
Çocukluğumu arıyorum…
Mahallenin tozlu sokaklarındaki ilk heyecanı…
Mavi gözlü yavuklumu…
Dudağındaki titrek tebessümü…
Hissettiğim ilk karın ağrısını…
Hastalık bu kadar mı mutlu ederdi bir çocuğu?
Bilemedim.
İlk öğretmenimi hatırlıyorum.
Parmak uçlarımdaki cetvel darbesi…
Kulak çekilirken sızlayan… Sızlayan acı.
Yaramazlıklarımı yere bıraktım…
Top oynarken kırdığım camları…
Camlar mı, ?
Yediğim dayaktan kalbim mi tuz buz oldu,
hâlâ bilmiyorum.
Lisenin arkasında içtiğim o sigarayı hatırlıyor musun, kalbim?
Küller düştü önüne…
Ve nefesimi kesti öksürük…
Kız arkadaşım için yazdığım ilk mektup…
Heyecandan yanlış yazdığım not…
Her biri…
Bana döner gibi oldu…
Ama artık ben değilim.
Kışın su çeken pabuçlarım, içimde uyuşan ayaklarım,
Dizlerimde yamalar, eskiciden aldığım iki beden büyük ceket…
Her şey önümde… Ama anlamını yitirmiş.
Teneke sobada kaynayan çayın buharı…
Buhar mıydı? Yoksa gözlerim mi dolmuştu… Bilemedim.
Baba…
Çatık kaşlı baba…
Dayakla öğretilen direksiyon,
Kamuflajımın üstünde postal izleri…
Dayakla geçen ömür…
Hepsi birikti önümde…
Ve hâlâ boğazımı sıkar gibi…
Gençlik hayallerim… Kalp çarpıntılarım… Pembe rüyalarım…
Kızlarla buluşurken titreyen ellerim…
Şimdi de titriyor… Ama o zamanki gibi mutlu etmiyor.
Ve çocuklarım…
Yalnızlığıma çare olmayan,
Nerede olduğunu bile bilmediğim,
Küçük aynanın içinde kalan,
Şimdi yalan olan çocuklarım…
Kara bir gölge…
Boğazıma sarılıyor…
Ve ben… Ben hâlâ soruyorum:
“Neredesiniz çocuklarım?”
Bilemedim… Bilemedim… Bilemedim…
Nefes alamıyorum…
Nefes…
Ne…
N !...
Afet İnce Kırat
5.0
100% (17)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.