2
Yorum
23
Beğeni
0,0
Puan
303
Okunma

bir aşk sancısıydı yaşananlar,
ay tutulması gibi bir zaman.
öyle bir masal anlatacağım ki sana,
inanamayacaksın.
bizim hikayemizdi anlatılan,
ikimizin.
göç vaktini bekleyen kuşlar gibi
zamanı bekliyorum.
gelip alacağım seni,
olduğun yerden
sarp kayalardan, dağlardan, ormanlardan,
bozkırın ortasında da olsan.
olur da yeise kapılırsan,
gökyüzüne bak,
beni hatırla.
türkülere yazdım adını,
her yerde farklı söylendi.
o kadar çoktu ki sevenin,
anlatamam
kimi ağlattı,
kimi düşündürdü.
şimdi haykıracağım seni,
içimden geçenleri.
susmamalıyım artık,
sen özgürlüğü yaşa diye.
yankılansın türkülerim
hoyratlarda,
bozlaklarda,
baraklarda.
ben hep seni anlattım.
kucaktaki bebeklere ninni dedim ben seni,
sevda yağmurlarında birlikte ıslandığımızı anlattım.
hangi makamda akacağını bilmediğim gözyaşlarım vardı.
sevginin gölgesinde solan gülücüklerim yetimdi,
boynu büküktü artık tüm çiçeklerin.
biterken zaman,
meraklı bakışlarını ayırmayanların gözlerinden belliydi.
ter dökülmüş toprakların hikayesi yaşananlar,
nasırlı ellerin yazdığı bir sevdaydı.
yağmurun kokusuyla uyanırken uykudan,
gecenin koynundan doğmuştu sabah,
baharın yetim gülleri.
sana söylenen türküler dudaklardan dökülürken,
geçmişe doğru akıp gidersin
sevişmelerin yerini hüzünler alır,
unutulurken gülüşler,
sessizlik hüküm sürer.
dokunuşların anlamını yitirir,
dönersin söylenen türküye.
göğsünde gül açar mı bilmem,
duvardaki sesler yankılanıyor hala.
küt küt, vurdukça vurup durur,
bu kalp ne kadar dayanır bilmem.
sevda yakacak kadar acımasızdı,
söylenen sözler çok ağırdı,
alev alacak gibiydi,
tutuşmaya hazırdı.
kirpiklerine veda ederken gözyaşlarım
düşecekti o gece gibi.
türkü sustu.
*
Mehmet Demir
8922
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.