7
Yorum
16
Beğeni
5,0
Puan
232
Okunma

Daha kendini bilmeyle başlamıştı talep
Bir nefsindi olurlara engel, muhalif
Oysa seni Yaradan’dan sayısızdı gelen
Zamanla öyle bir hal aldı ki bu kavram
Hep sanıldı kasaya, cebe giren, şişiren.
Bir çiçeğin verdiği koku, estetikten duruşudur
Bir vefanın yankı buluşuydu dost dilinde
Seni halen sıhhatli taşıyan ayaklar, bacak
Sevgiyi yükleyendi anne kollarında kucak kucak.
Gönderde senin dününün, gün ve yarınının
Milyonların ortak atan yüreğinde bayrak
Minarelerinden beş vakit kulakların pasını açan
Billur gibi akarken yatağında sağlık saçan
Esişinde deli deli tarihi fısıldayandı.
Ayetleri yer değiştirilemez, akıl da
almaz mushaf
Say say kitaplar dolusuncadır bu raf
Ve yoksa ziyanın cümle varlığa, düşürmeyen darlığa
Hatta bu dünyadan diğerine vardığında da
Tahmin edilemez güzelliklerin, hislerin
Ödülce sınırsız şekilde verileceklerinin adıdır
Aldığın nefes, görme meleken, duyabilmendir rızık.
Varsa kalem, kağıt ve el, yazabilme cihetiydi
Çıkabildiysen zirvelerine dağların, rüzgârı hissetmek
Taptaze ekmeğin yarısını sevgiyle bölüşmek
Çok olanlarından paylaşırken haz bilmek
Sana iyi gelenlerden dem vurmak, anlatabilmek
Benden sıyrılarak bize kanatlanmaktır rızık.
Vereni bilmek ve takdir edebilme duruşu
Harcarken hayra hesap etmemektir kuruşu
Ve değerce göremez7ken herkes özde doğruyu
Vefa ile can bağını sıkı tutmaktır rızık.
Sazı çok iyi çalmak değil, hayranca bakmak
Görüntülerin ötelerinde hakikatleri aramak
Var olmanın dayanılmaz hafifliği tartmak
Sırlar âlemine erişe adımı atabilmektir rızık.
Ne mutlu güne, sahip olduğum nimet çokmuş
Onları yitirmeden kıymetini bilen arif olmuş
Farkındalıkta geri kalanlara bak ki solmuş,
Bilen ile bilmeyenin ayrımında merkezde imiş rızık.
Oğuzhan KÜLTE
5.0
100% (8)