6
Yorum
37
Beğeni
5,0
Puan
625
Okunma
Gözlerim bitkin bir fener
bir yorgun yıldız gibi titreyip duruyor.
Sabah döküntüsüne çöken aşkın ıslak kanadı
in artık üzerimden.
Dilek yüklü tebessümlerde
yalpalanan hoş bir ömür var,
sis örer kısa bir dalı,
bakışlarına siner koku.
Nefesinde öpüşen reyhanların
kırağı tanecikleri…
Kristal sessizliğe
beyaz bir salkım açarım.
Beni kokla,
ben, senin içinde filizlenen ölümsüz bir çiçeğim.
Görünmez yıkıntım,
el değmemiş umutlarımın şeffaf mezarı.
Hicran, ardımda ince bir iz bırakır.
Ve ben uzaklardaki yaban güle
hilal kokarım.
Ölüm çıkmazda bekler.
Bir güvercin süzülür,
sonuna kadar yel,
sonuna kadar kayıp bir dua.
Ellerini çek. Saçlarıma basma, sabah.
Çünkü bunalımımın yıldız eğlencesinde
göğsümde üşüyor göç mevsimi.
Ne olur, ne olur,
beni kanatlarımdan çöz.
Tetikte yalnız kalan gölgemle
ay inişi gözlere çökerim;
ayrı ayrı melodilerde hüzün benim.
Yoksul çocuklara çiseleyen yağmur,
yüzüme sinmiş mor yapraklar gibi ölüler,
suya düşer gözümden savrulan kıvılcımlar.
Bir aydınlık perdesi iner semaya,
kızaran gecede
gökyüzü, yıldızlarla uzakları örter.
Gecenin ağırlığı çöker usulca,
İki kaşın ortasında kaybolur uzaklık.
Alnıma yaslarım
güz manzaralı ömrümü
seherin zayıf eliyle.
Ben seninle ölmedim,
ama sen bende yaşamayı unuttun.
Kalbimin sayfası yırtık;
çalınan tan vaktinde
sarhoş bir ruhun seğirtisiyle
kıyı boyunca geceye ayrılan
anların asıldığı mekân.
Böyle kaldı.
Biliyorum.
Ben senin yarandan doğdum.
Çığlıklarına kulak oldum
Beni susturursan,
sen de susarsın.
5.0
100% (10)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.