1
Yorum
4
Beğeni
0,0
Puan
193
Okunma
“Toprağın Sessiz Bekleyişi”
Avamir, rüzgârın taşıdığı tozun arasında yürüyordu. Köy, sadece taşlardan ibaret değildi; geçmişin gölgesi her yanda dolaşıyordu. Çocukların gülüşü, bir salıncağın ipinde asılı kalmış, rüzgârla birlikte hafifçe sallanıyordu; sanki hâlâ bir el onu hareket ettiriyordu. Avamir fark etti ki, yıkım sadece duvarları indirmemişti; insanın içine düşmüştü. Sessizlik, boş evlerde yankılanan bir ağıt olmuştu.
Her adımında toprağın hafızasını hissediyordu. Bir tabakta saklı kalan bir leke, bir mendilde kalan bir koku, bir kuyuya sarkan boş kova… Hepsi hatırlıyordu. Hepsi bekliyordu. Avamir, o bekleyişin ortasında durdu; gözlerini kapattı ve eski günlerin sesini dinledi: ninniler, kahkahalar, yarım kalmış düğünlerin melodileri… Hepsi havada asılıydı, zamana meydan okuyordu.
Rüzgâr yön değiştirdi, bir yaprak gibi Avamir’in omzuna kondu. Ve o an, köy bir kez daha nefes aldı. Zaman, geçmişle şimdiyi birbirine bağladı. Avamir gördü ki, her yıkımın ardından bir dönüş vardır. Toprak, yanmış da olsa, yeşerecek; hatıralar, yeniden filizlenecek. Yeter ki unutan olmasın. Yeter ki bir çift göz, o dağı, o evi hatırlasın; bir ağıt, bir şiir onları yeniden çağırabilsin.
Avamir adımını attığında, köy hafifçe titredi; taşlar fısıldadı: “Bekledik… ve bekleyeceğiz. Çünkü biz, hatırlayanları bekleriz.” Ve o an, Avamir anladı: yıkım ne kadar derin olursa olsun, toprak, sessizce, sonsuz bir sabırla bekler.
Kimse isteyerek bırakmaz toprağını.
Bir çocuk taşla oynarken,
bir kadın hamur yoğururken,
bir ihtiyar gökyüzüne bakarken
terk etmez yurdunu.
Zorla olur.
Zulümle…
Ya yangın düşer, ya kurşun, ya yasak.
Ama her ne düşerse düşsün,
önce düşer insanın içine.
Bir evin yıkılması
duvarla olmaz.
Bir tabak kalır raflarda,
bir mendil bir sandıkta,
bir ses yankı olur boş odalarda.
Yıkım, duvar değil.
Yıkım, dönmeyen ayak sesidir.
Her boşalan köyde,
bir çocukluk sessizce gömülür.
Salıncağı ipiyle kalır bir ceviz dalında,
çocukluğu hayalet gibi gezer taş duvarlarda.
Kuyudan su değil, anı çeker artık kova.
Bir ninni, bir koku,
bir yarım kalmış düğün
asılı kalır havada.
Ama…
Giden döner.
Yanmış da olsa, yeşerir toprak.
Yeter ki unutan olmasın.
Bir çift göz, o dağı hatırlasın…
Bir ağıt, o evi ansın…
Bir şiir, yıkılan taşların üstüne yazılsın.
Çünkü toprağın hafızası vardır.
Ve bekler.
Sessizce.
Bir gün biri döner diye.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.