0
Yorum
4
Beğeni
0,0
Puan
49
Okunma
Avamir sabah uyandığında içindeki şeyin taşmadığını fark etti.
Taşacak bir şey yoktu zaten.
Bunu düşünürken mutfağa geçti. Bardak vardı. Su vardı. Ama su, su gibi değildi; dokunulmamış bir boşluğun içinden geçirilmiş gibiydi. İçti ama içmek bir eylem olmadı.
Aynaya baktı.
Ayna karşılık vermedi.
Sadece bir yüzey gibi duruyordu; kendine sürtünen ama hiçbir şey üretmeyen bir yüzey.
Dışarı çıktı.
Kapıdan geçmek bir geçiş değildi artık. İçerisi ve dışarısı arasında bir ayrım yoktu; sadece yer değiştirmeyen bir temas eksikliği vardı.
Şehir vardı.
Ama şehir, bir yer değildi.
Avamir’in yanından geçiyordu.
İçinden değil.
Yanından.
Bu farkı hissetti.
Birileri vardı dışarıda.
Bunu biliyordu.
Ama “biri” dediği şey artık bir insan değil, bir bakışın hafızasıydı.
Ve bakış dediğin şey bazen sadece tenin hatırlamasıydı.
Pencereyi düşündü.
Ama pencere yoktu.
Cam dediği şey de yoktu.
Sadece dokunulmamış bir temasın kalıntısı vardı.
İçeri girmediğini fark etti.
Çünkü “iç” artık bir yer değildi.
Bir tenin yanlış hatırladığı bir şeydi.
Susmak başladı.
Ama bu sesin kesilmesi değildi.
Boyundan başlayan bir ağırlık gibi aşağı indi.
Ve orada kaldı.
Şehir devam etti.
Ama Avamir şehirde değildi.
Şehrin teninden sürülmüştü.
Arada bir temas eksilmişti.
Bu yüzden her şey uzak değildi.
Sadece dokunulmazdı.
Göğsünde ses yoktu.
Ama bu sessizlik değildi.
Bir el geri çekiliyordu.
Yavaş.
Kesin.
Ve hiçbir şeye dokunmadan.
Gece geldi.
Ama gece durmadı.
Cam da yoktu artık.
Sadece bir zamanlar var olan yüzeyin hatırası vardı.
Işık da yoktu.
Karanlık da.
İkisi aynı bedende unutulmuştu.
Avuçlarında bir bardak vardı.
Soğuk değildi.
Sanki biri az önce bırakmıştı.
Parmak izi hâlâ oradaydı ama kimseye ait değildi.
Koku vardı sonra.
Ama bir yerden gelmiyordu.
Bir olaydan kalmış gibiydi.
Bir tenin unutulmasından.
İyi gelmişti bir şey bir zaman.
Ama “iyi” dediği şey artık sadece geç kalmış bir hatıraydı.
Toparlanmak yoktu.
Çünkü dağılma bile tamamlanmamıştı.
Sadece kayma vardı.
Birbirinin üstünden sessizce geçme.
Dışarıda biri olduğunu düşündü.
Ama düşündüğü şey gerçek değildi.
Aslında yoktu.
Ama yokluk, en çok tenin kenarında duruyordu.
Gece kendini deniyordu.
Her seferinde eksiliyordu.
Işık hiç açılmamış gibiydi.
Belki açılmıştı.
Ama Avamir görmemişti.
Ve görmek artık bir şey değiştirmiyordu.
Avamir yürüdü.
Durdu.
Oturdu.
Kalktı.
Ama bunların hiçbiri bir hareket değildi.
Sadece yer değişimi gibi duran aynı haldi.
Ve en sonunda şunu fark etti:
Ben değilim artık.
Bir temasın yarım kalmış hâliyim.
Ve yankı…
gelmedi.
Çünkü bazı dokunuşlar geri dönmez.
Sadece bedende kalır.
Ve bedende kalan şey artık bir hikâye değildir.
Sadece Avamir’in kendisidir.
içim taşmadı.
taşacak bir şey yoktu zaten.
su değil bu,
dokunulmamış bir boşluk.
ve bu boşluk
her sabah aynaya sürtünüyor.
dışarıda biri var.
biliyorum.
ama bakış dediğin şey
bazen sadece tenin hafızası.
pencere yok.
cam dediğin şey
dokunulmamış bir temas.
ben içerde değilim.
iç dediğin şey
bir tenin yanlış hatırlanması.
susmak
ağızdan değil
boyundan başlar.
ve orada
hep bir iz kalır.
şehir geçiyor yanımdan.
ben şehrin içinden değil
şehrin teninden sürülmüşüm.
bir temas eksilmiş aramızda.
o yüzden soğuk.
göğsümde ses yok.
ama sessizlik değil bu.
bu,
bir elin geri çekilişi gibi.
yavaş.
kararsız.
ama kesin.
gece camda durmuyor artık.
çünkü cam yok.
sadece
dokunulmuş bir yüzeyin hatırası var.
ışık yok.
karanlık da yok.
ikisi de
bir bedende birbirine karışmış gibi.
ve ben
o bedeni hatırlıyorum.
avuçta bardak.
soğuk değil.
sanki biri
az önce bırakmış.
parmak izi hâlâ sıcak.
koku…
bir yerden değil.
bir tenin unutuluşundan.
iyi gelmişti.
bunu söylemek bile
bir dokunuşu geciktirmek gibi.
toparlanmak yok.
çünkü biz
hiç düzgün dağılmadık.
sadece
birbirimizin üstünden kaydık.
dışarıda biri var demiştim.
aslında yok.
ama yokluk
en çok tenin kenarında durur.
gece kendini deniyor.
ve her seferinde
bir yer eksiliyor.
sanki biri
ışığı tutmuş da
bırakmamış gibi.
ışık hiç açılmadı.
belki de açıldı.
ama biz
görmeden soyunduk karanlığa.
ben değilim artık.
ben
bir temasın yarım kalmış haliyim.
ve yankı…
gelmiyor.
çünkü bazı dokunuşlar
geri dönmez.
sadece
bedende kalır.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.