Bir kadının yeniden evlenmesi, onun ilk kocasından nefret ettiğini gösterir. bir adamın yeniden evlenmesi, onun ilk karısını çok sevdiğini gösterir. oscar wilde
Önder Sari
Önder Sari

Keke İsmail

Yorum

Keke İsmail

( 2 kişi )

1

Yorum

6

Beğeni

5,0

Puan

39

Okunma

Keke İsmail

Kahve o gece erken boşalmamıştı, sadece sesini kısmıştı.
Bursa’nın gecesi dışarıda kalmış, içeride çay bardaklarının buharına sinmişti.
Avamir yine uyuyamamıştı.
Defterini alıp çıkmıştı.
Kimi zaman insan uyumayı değil, içindeki gürültüyü susturmayı denerdi.
Kahvede köşeye oturdu.
Bir çay söyledi.
Bardak geldiğinde buharı bile yorgundu sanki.
Defteri açtı.
Bir şeyler yazdı, sildi, tekrar yazdı.
Cümleler ray gibi uzuyor ama bir yere varamıyordu.
Tam o sırada kapı açıldı.
İçeri yaşlı bir adam girdi.
Üstü başı eski ama temizdi.
Sanki yılların kirini değil de, yılların sessizliğini taşıyordu.
Hiç kimseye bakmadan yürüdü.
Avamir’in tam karşısına oturdu.
Bir anlık bir sessizlik oldu.
Sonra yaşlı adam garsona seslendi: “Bir çay.”
Ama sesindeki şey çay istemek değildi.
Daha çok “ben hâlâ buradayım” demek gibiydi.
Avamir başını kaldırmadı önce.
Önemsemedi.
Böyle insanlar çok olurdu kahvede.
Ama sonra bir şey oldu.
Adam çayı gelince bardığı aldı, etrafa baktı ve hafifçe başını salladı:
“Selam Keke İsmail…”
Avamir’in kalemi durdu.
Birine mi dedi diye düşündü.
Ama adam tekrar söyledi.
“Geç kaldın yine Keke İsmail…”
Avamir göz ucuyla baktı.
Adam masadaki herkese sırayla aynı şeyi söylüyordu.
Birine kızmıyor gibiydi.
Birine seslenmiyordu aslında.
Sanki herkesi tek bir isimle topluyordu.
Avamir dayanamadı.
“Amca…” dedi, “Kime diyorsun bunu?”
Yaşlı adam çayından bir yudum aldı.
Sonra yavaşça Avamir’e baktı.
Gözleri yorgun değil, çok görmüş gibiydi.
“Sen bilmezsin,” dedi.
“Burada herkes biraz Keke İsmail’dir.”
Avamir kaşlarını çattı.
Adam devam etti:
“Bursa Garı’nı duydun mu?”
Avamir başını salladı.
Adam hafif güldü, ama gülmek değildi bu, hatırlamak gibiydi.
“Gar eskiden doluydu. Trenler gelir giderdi.
Şimdi sessiz… ama sessizlik de çalışır evlat.”
Bir an durdu.
“Bir adam vardı orada… nöbetçi mi dersin, bekçi mi… kimse tam bilmezdi.”
Avamir’in kalemi yavaşça yeniden hareket etmeye başladı.
Adam devam etti:
“Tren yokken bile rayları dinlerdi.
İnsanları değil, gidişleri sayardı.”
Sonra bardığı masaya bıraktı.
“Biz ona Keke İsmail derdik.”
Kahvede çay kaşığı sesi bile azaldı.
Avamir artık yazmıyordu.
Dinliyordu.
Adam başını pencereye çevirdi.
“Bir gün trenler kesildi. Ama o gitmedi.”
Sessizlik uzadı.
“Sonra… gar da değişti. Ama İsmail kalmadı diyemem.
O gitti mi, yoksa çoğaldı mı… onu kimse çözemez.”
Avamir yutkundu.
“Yani bu hikâye… gerçek mi?”
Yaşlı adam Avamir’e baktı.
Bu sefer gözleri netti.
“Gerçek dediğin şey,” dedi,
“kaç kişinin anlattığına bağlıdır evlat.”
Sonra ayağa kalktı.
Kapıya yöneldi.
Ama çıkmadan önce döndü:
“Sen yazıyorsun ya…”
Avamir irkildi.
Adam hafifçe gülümsedi:
“Devam et.
Çünkü bazı isimler unutulmaz…
sadece birilerinin kalemine düşene kadar bekler.”
Kapı kapandı.
Kahve eski haline döndü.
Ama Avamir’in defteri artık aynı değildi.
Bir sayfanın üstünde sadece şu yazıyordu:
Keke İsmail – Bursa Garı nöbeti

Gece indi mi memleketin üstüne
bir tren çığlığı gibi büyüyor yalnızlık.
Yollar uzuyor Keke İsmail,
hem de öyle asfalt değil yalnız
insanın içine doğru uzuyor biraz da.
Bir kandil yanıyor uzaklarda
titrek
yoksul
inatçı.
Sanki bir işçi avucunda saklıyor son ışığı.
Soruyorum.
Dağlara değil yalnız,
susmuş kahvelere,
kapısı mühürlü ekmek teknelerine,
gece vardiyasından dönen adamların
çökmüş omuzlarına soruyorum:
Bu karanlık neden?
Bir çocuk üşüyor içimde
ceketi yok.
Bir annenin sesi kalmış sadece
“üşütme kendini” diyen
o eski sıcaklık.
Ama dünya soğuk Keke İsmail.
Hem de ne soğuk.
İnsan bazen kendi gölgesine bile
yabancı düşüyor.
Bir han düşün şimdi
kapıları kapanmış.
İçeride cevaplar unutulmuş masalarda,
dışarıda sorular ayakta sabahlıyor.
Hakikat dedikleri şey
belki de bir yıldız değildir öyle.
Belki bir madencinin alnındaki terdir,
belki bir çocuğun bölünmemiş ekmeği,
belki korkmadan konuşan bir insan sesi.
Ben yine de
şu rüzgârlı gecede
bir mum yakıyorum Keke İsmail.
Çünkü karanlık dediğin şey
ne kadar büyürse büyüsün
bir küçücük ışığa yenilmek zorunda bir gün.

Paylaş:
6 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (2)

5.0

100% (2)

Keke ismail Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Keke ismail şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Keke İsmail şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Tülay Aslan
Tülay Aslan, @tulayaslan
27.5.2026 23:21:00
5 puan verdi
Güzel şiiri ve şairimi kutluyorum Kaleminize bereket İlhaminiz bol olsun Tebrikler Selam sevgiler.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL