0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
136
Okunma

“Beni Bana Sorma – Yarpızın Göğsünde Yazılan Bir Ömür” olsun.
📜 I. Süt Helkesi ve İlk Kıvım Fadime, sabahın ilk ışığında ardıç dibinde keçi sağarken helkenin sapı kırılır. Donunun lastiği sütle vıcık vıcık olur, Ama Fadime korkmaz; çünkü her kıvım bir tanıklık taşır. Kurbağalar ürker, dere susar, Yarpız kokusu güneşin alnına siner. Fadime o gün kendine sormaz, çakır dikene sorar. “Ben kimim?” der, diken “sen geçtin benden,” der.
🪵 II. Kepir Taşıyla Sözcük Oyulması
İrbegem kepir taşının üstüne kazır bir cümleyi: “Yazıldım ama kimse okumadı.” Geven kökleri fısıldar: “Sözcükle okşanmak, tenle değiltaşla olur.” Fadime, kayanın üstünde gözyaşını bırakır. Nasırı patlar ama cümle dağılmaz. Kıvım doğar. O an Fadime kendine değil kayanın yankısına sorar.
Ardıç Dibinde Uyuyakalan Cümle
Fadime güneşe göz kırparken kelime uyuyakalmıştı. Yümsekerik’in tepesinden eşek hala bakıyordu: “Bugün donun değil gölgen rüzgârla kıvım yaptı.” Fadime hafifçe kıpırdar, nasırı sızlar. Goyakta çan sesi duyulur. Ama bu sefer çan değil düşün kıvımıdır.
🥣 II. Çömlekten Sızan Rüya
Helkenin sapı yeniden çatlamış. İrbegem çömlekten süt içiyor ama gözleri başka yerde: “Sütün kaymağında senin kıvımın var Fadime’m,” diyor. Fadime susuyor. Çünkü susmak bazen edebi bir şifa biçimidir. Dizindeki yama rüya görmüş o gece. İçinden bir iplik uzanmış, Ay’a dokunmuş. “Ben seninle dikilmedim, seninle yazıldım,” dedi iğne.
🪔 III. Güz Rüzgârıyla Kabaran Anlam
Tuz taşına sabahın sisi çöker. Geven kökleri hafifçe titrer. Kekik kokusu bu sefer değil kelimenin kendisi gibi yayılır. Fadime bir yaprakla yazı yazar taşın üstüne: “Ben sana uzuv değil anlam sundum.” O yazıyı gören kurbağa ürker. Çünkü kelime artık göl değil dalgadır.
📦 IV. Hararda Gizlenen Şiir
Saman yığınının içine bir mısra saklanmış. Eşek üstüne basmadan geçer çünkü cümleye saygısı vardır. Dirgen ile yaba tartışır: “Hangimiz daha çok kıvım taşıyor?” Fadime yaklaşır ve der ki: “Siz taşıyorsunuz belki ama ben doğuruyorum.” İrbegem gülümser: “Sen artık bir şiirsin Fadime’m, harmanın ortasında okunan.”
🍰 V. Kömbenin Altında Yanan Cümle
Kütük biraz fazla tutuşmuş. Kömbe bu kez yanmış ama Fadime seviniyor: “Yanmak cümleye yeni kıvım verir.” Sacın altından çıkan ses, sadece çıtırtı değil bir fısıltı: “Ben seni sıcaklığımla okşuyorum Fadime’m.” İrbegem kestiği kömbenin ortasına kelime koyuyor. O kelime: “Ben.”
✨ VI. Virgülün Rüyası ve Noktanın Duruşu
Şiir bu kez virgülde soluklanıyor. Fadime kelimeye göz kırpıyor, İrbegem noktaya dokunuyor ama bitirmiyor. Çünkü bu sahnede bitiş yok, hep kıvım var. Ve sonunda yazıyor: “Beni bana sorma, çünkü ben seninle yazıldım.”
🌀 III. Tuz Çileme Ritüeli
Kuyunun ağzı kekik kokar. Fadime helkeyle su çeker, Tuz taşına dökerken tuz çilerken gözleri kıvımlaşır. Her tuz tanesi bir kelime gibi saplanır. O gün hiçbir damla ağıza değil Gönlün kabuk bağlamış yarasına damlar. İrbegem uzaktan bakar: “Ben bu ritüele sürüyle değil, cümleyle katılırım,” der.
🔥 IV. Harar ve Eşeğin Ruhu
Samanı basar Fadime, harar dolduğunda, eşek bekler. Ama eşek sıradan değil şiiri taşıyan eşek. Yük yüklendiğinde cümle titrer. Dirgen, yaba, ellik… hepsi sırayla konuşur. “Sen beni bana sorma,” der harar, “Ben seni yüktü sandım ama sen şiirdin.”
🍯 V. Kömbe Sahnesi ve Kıvımın Kabarışı
Sacın altında kömbe kabarır. Fadime batakta yağı sürerken “Bu cümle çok yumuşak,” der. İrbegem, kömbeye bakar: “Bu kelime, kıvımın ta kendisi.” Kütük köstürülür, çuval süzülür, Pekmezköpüğü öyle bir yankı çıkarır ki, ekran terler.
✂️ VI. Yamalı Diz ve Umudun İğnesi
Dizindeki yama artık sadece dikiş değil edebi dize. İğne konuşur, iplik cevap verir. Kirpik titrer, umut göz kırpar. Fadime son kez sorar: “Ben kimim?” Ve iğne der ki: “Sen dikişin değil kıvımın ipliğisin.”
📚 VII. Şiirin Satırı ve Sözcüğün Tedavisi
Fadime yazmaya başlar. Satırın üstüne yaslanır, virgülün sırtına cümle bırakır. Nokta gelir ama bitirmez. Nükte son satırda gülümser. İrbegem yaklaşır, “Ben seni bana değil satıra sordum. Ve satır bana seni anlattı Fadime’m.”
🎭 Epilog – Sözcüğün Ruhu
Karpuz tarlasında ayakları çamura batmışken, Fadime göğe bakar. “Ben yazıldım,” der. “Ben okşandım.” der. “Ben kendimi kendimden öğrenmedim, Taştan, tuzdan, harardan, eşekten ve pekmezköpüğünden öğrendim.”
5.0
100% (2)