14
Yorum
50
Beğeni
4,9
Puan
778
Okunma

Rüzgâr bile kendi esintisinden dertliyken,
Acıların senfonisi
Yurt tutmuşken kalbimle ruhumu.
Kaç şiir kanatlandı yüreğimden
Bilinmedik diyarlara.
Duyduğum her türküde
Adını anmaya imtina ettiğim
Soysuz bir sevda düşer aklımın ücrasına
Aşk, sevenlerin ortak hüznü ya;
Hayaller ve düşler âleminde
Günahkâr olmuşluğum vardır.
Dilimle ikrar, kalbimle tasdik eyledim
Estağfurullah...
İlk sualim,
Son vebalim.
Andolsun ki tanımadım
Senden başka bir yar,
Ne de bu sevgiden başka diyar.
Konuk oldum
Pir meclisinde Hacı Bektaş-ı Veli’ye.
Duygularım dâr-ı ummanda,
Dilimdeki takatsiz yakarışlarıma ses,
Tükenmiş umutlarıma ışık olup
Ilık bir nefesle gönlümü,
Görünmez bir el okşadı saçlarımı.
Sanki yoldaşım olmuştu
Şah-ı Merdan, boz atlı Hızır…
“Ya Allah, ya Muhammed, ya Ali” dedim,
Üç taşı üst üste dizdim.
Aslanlı çeşmeden kana kana su içtim,
Kendim neyse de dünyadan geçtim.
Elbistan kokuluydu
Mahzuni Şerif’in başucu gülleri.
Güllere dokununca
Önce annemi andım.
Onun diliyle vay sana Mahzuni dedim.
Ağırdı ahım,
İçimde çığlık çığlığa yalnızlığım.
Memleket sevdası düştü payıma.
Bakışlarım dumanlı dumanlı
Mahzuni’nin tellerinde
Özümce bir niyazla
Ağladım… Ağladım!..
Bir bir dileklerimi astım ağaçlara
Sanki kavimlerin karasıydı
Alnıma yazılan azap yazgısı.
Yüzümü huzura dönsem de
Yetmiyordu gücüm
Ezberimde büyüyen öfkeye.
Ve saklımda, sessizce çoğalıyordu
Günü gelince alınacak öcüm.
Sesleniyorum sana, ah gönlüm.
Ne zaman vazgeçeceksin
Bir günde dört mevsim yaşatmaktan,
Son vebalimi
Anımsatmaktan
Ne zaman vazgeçeceksin?
Hüzünlükent Narin
5.0
95% (20)
3.0
5% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.