8
Yorum
42
Beğeni
0,0
Puan
731
Okunma

suyun kokusuydu
ah bilmiyordu
neyin felsefesiz kokusuydu
kâh
zamansız ve üryan
kâh
dumansız ve zindan
bir ihtilal değirmeninde
göz altında eşkal kölesi
kah bir rüyaydı
uyanınca yanağından öptüğüm
renklerin darasında gökkuşağı
yarasına şifa diye sürdüğüm
eşsiz bir siyah kadar ağır
bazen de gölgeleri budayan bir deli rüzgâr
sevdası papatyaların kanunda
sevse de sevmese de cezası aşikar
küle kadardı mabedinde rengi
iki damla ateş iki damla vira isyan
ağlatırdı limanları
meçhul bir gezintiye çıkarırdı
melâlinde tutuşan gemileri
feryadı dalgalara dokunan bir acı hatıra
ağlatırdı nice güneş nice ay düşüren geceleri
kireç kokusu sinmiş duvar diplerinde
bazen de bir beyaz çığlık
yersizdi
tarifsizdi
sol minörde köz ziyafeti
her harfini
nefes nefes çaktığım göğsüme
kâh
inzivada sahra hamağı kalbin
viranesinde bir garip avare
s’ustan kovulmuş bir meczup gibi yaka paça
tavrıyla kumları paralatan
her çölün biraz soluduğu
zamanın kör tutkusu
ah bilmiyordu
hangi yolculuğun boyuydu
ah işte oydu
saçları kelebeklerin avlusu
ruhu kanatlarla doluydu
gözleri bir deniz ötesi
gözleri göğün çocukluğuydu sanki
henüz kirlenmemiş bir saflıkla
dünyaya bakıyordu.
_boran
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.