20
Yorum
73
Beğeni
0,0
Puan
1512
Okunma


I
kahrından yıllanan karanlığımın soy kütüğüne
işlenmiş ateş böceğidir senin adın
unutulmuş ülkemin tarihçesine tan gibi düşer
yeniden ’’dalgalanır bayrağı" sevdanın
bir devrin meşalesini tutuşturur gözlerin
yağmur sırrını ezber niyetine
içinde içi geçmiş nâr üstüne çavlan gibi düşer
II
zavallı hâlime gülümseyen küçük bir lâlesin
çölün kokusudur hâlâ suyun ve tuzun dehşeti
bu yüzden adım vaha adımlarım sanrı
sana ağıtlar yakan üşüdüğüm kumsuz sahralardan
öznelerim düşer ıssız bir harabeye
isyanımı damıtır da çözülür gider
hıçkırıkların sarnıçlarına kan gibi düşer
III
ağrılı nöbetlerine çırağan kurduğum gecenin
seherin ve güneşin ve dört mevsimin sefiliyim
parçalanmış dünün
ve dünyaya sırtının dönmüş gökyüzünün
ruhumu kanatan sınanmış bir hançerdir yüzün
neden bigânesin öyle
yokluğun ihtilali şehrime zehirli bir an gibi düşer
IV
suretin eriyip aktı gitti benden
yedieminde çürüyen baharım ey!
ister yüzünü dönsün ister patlasın
isterse nazlansın cemreler
kızıl denizin ortasından kaçan dalga mısın
rıhtımı yıkar da geçer ansızın
sessiz çığlıkların evine üflenmiş can gibi düşer
V
baktığın yerler hınzır bir sessizlik kıskacında
hâlâ yükünü taşıyorum
rüyalarımı çalan kiralık masalların
kifayetsiz kalan ayın diline sus/an düşer
bir sanadır baktığım
bir sanadır benim açlığım
bulutlardan sıyrılsa yine parıltın
inan bir gece sırrıma nan gibi düşer
_boran
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.