0
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
331
Okunma

Bir güz güneşi çökmüş şu şehre,
Nice ayrılık hikayelerini barındırırmış da
Şu sokaklar,şu binalar,şu kaldırımlar...
Meğer ne geç anlamış,
Batmakta olan güne bakan insanlar...
Bilselerdi şu günün ardında
Bir ayrılık melteminin estiğini,
Yine aynı merakla,aynı şehvetle
Sarhoşçasına,saatlercesine,günlercesine
Vakit öldürebilir miydi insanlar...
Güz güneşi vurur adımların arkasından
Sokak lambaları yanıp söner ardından,
Ve gece olur,üstüne sirayet eder
Düğümleri yalnızlık,düğmesi ayrılık olan
İpekten bir kaftan...
Bir güz güneşi çökmüş şu şehre,
Kimsenin elveda demek gelmemiş içinden,
Herkes ürkmüş,korkmuş,çekinmiş beki de...
Kimisi kurumuş bir gül bırakmış ardından
Kimisi de firari bir mahkum olmuş,
Kaybolan benliğinin arkasından...
En acısı da kimisinin mahşere kalmış
Ayrılıkları da sevgileri de,
Geriye kalan ne olabilirdi ki
Mezar taşlarından,fotoğraflardan başka...
Eğer tüm bunları bilebilseydi
Tahmin edebilseydi insan,
Birinin daha kalbini kırar mıydı başka...
Güz güneşi vurur adımların arkasından
Sokak lambaları yanıp söner ardından,
Ve gece olur,üstüne sirayet eder
Düğümleri yalnızlık,düğmesi ayrılık olan
İpekten bir kaftan...
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.