10
Yorum
31
Beğeni
5,0
Puan
995
Okunma
yıkık dökük bahçelerden geçtik
yıkık dökük gönüllerin içinde saklı
oturmuş mutsuzluğun yanı başında
o son mumu da üfleyip
içinden karanlığı öylece geçiren
öylece yürüyen ve büyüyen
omurgasından doğrulup
uyanamamayı silkeleyip omzundan
geçtik onca asır ve aşırılığını kırbaçlayarak uykumuzun.
nasıl hissedemiyorsun soyut heykeller yonttuğumu
nasıl unutulur ellerinin nasırı
bakışlarının keskin ucuna baykuşlar değiyor
titrek ve buğulu akşamların
sancılı basamaklarını çıktık
hatırla kendi çölüne kaçan o yalnızı
kalbin kımıldayacaktır hatırla.
korkuyorum ne vakit dişlesem bir elmayı
taksam sepeti koluma
her şeyin ve herkesin bir yolu mutlaka olmalı
oturdum olmaları ve caymaları boyuyorum upuzun
en aykırı yanyanalıklarını iyi niyetlerimin
en uygunsuzunu getirip koyuyorum önüne
bir ceylanı geçirdik içimizdeki ormanın en kuytusundan
beraber yazdık beraber okuduk
düzenbaz kalabalıkların düzensiz adımları kulağımızda.
mimlenmişliğimizi ellerimizin
ve kibrinin büsbüyüklüğünü yontarak
bir dursam orasında kutsal hiçliğin
belki biraz gölgesinde yılgın ve yanılgan bir ağacın
gölgesinde dursam yani dursam
ve dönsem upuzun dönsem bir heykele
yüzümün porseleninde dünyanın bütün kara parçaları kırılmış
hatırla.
5.0
100% (12)