2
Yorum
12
Beğeni
5,0
Puan
217
Okunma

Bir çıkmaz sokaktayım
vişne ağaçları merhaba demeye utanıyorum size
geçen yıl da nisanda bembeyaz çiçekleriniz ne güzeldi
zamanı durduramazdım
tek yapabildiğim görüntülerinizi kaydetmekti
konfetiler gibi dökülen çiçeklerinizin yerine yemyeşil tazecik
yapraklar gelmişti ardından al yanaklı sulu sulu meyvelerdi ikramınız
Oysaki hiç kimse köklerinize ne bir tas su vermişti ne de bir emek
mahallenin çocuklarının ağzı sulanmıştı
tek bir gayeleri vardı o da o güzelim meyvelerinizi hunharca yolup
afiyetle yemek
öyle de yaptılar dallarınıza çıktılar salkım salkım vişneler sallandıran
kollarınızı kırdılar parçaladılar...
Görmezden geldi sizi insanlar
göz göre göre sustular çocuklarına dur demediler bu olanlara aldırmadılar
üstünden aylar geçti yaz geçti sonbahar geçti
yaralı kollarınıza yağmurlar yağdı rüzgarlar titretti incecik omuzlarınızı
kırık dallarınızla bükülmüş belinizle kalakaldınız...
En nihayet bahar geldi
seyrek seyrek de olsa yine bembeyaz çiçekler açtınız
inanamadım gözlerime ne asil ne sabırlı ve sanki ne kadar insandınız
küsmediniz size bunca kötülüğü yapan bu çocuklara ve
onlara tabiat sevgisini aşılayamamış annelerine babalarına
budasalardı kırılan dallarınızı belki yeni dallar verirdiniz hiç olmazsa...
Dallarınız kırık ve yerde sordum kendi kendime
Allahım insanlık nerde?
Ben sizlerden kendi adıma özürler diliyorum
affedin beni hiçbir şey yapamadığım için sadece üzülüyorum
acaba siz minicik bir fidan iken sizi diken eller bu çocuklara ait olsaydı
bin bir zahmetle büyüyüp meyve verince değil kırıp canını yakmak
bir avuç vişne için bir tek dalını dahi eğmeye kıyarlar mıydı ?..
Gülhan Çeliktaş
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.