0
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
358
Okunma
İSTANBUL
Bir kez daha dokun gözlerime
Martı seslerinde kaybolsun susuşumuz
İyotlu kıyıların rüzgarı dolsun nefesime
Bir sigara yakalım gizli kaçak
Yolcu motorunun kıçında
Kıskansın Kız Kulesi, Haydarpaşa
Çırpınsın Sarayburnu ne çıkar
Bu kente sevdayı muştulasın albatroslar
Oturup Galata ‘da
Köprüde içelim mesela
Misinalar sallanırken ufkunda
Durur karşımızda Üsküdar
Aşkların, ihanetlerin ve iktidarların vakuruyla
Bak kanı var elinde sekiz yeğen bir kardeşin
Nasıl mağrur Yavuz Sultan
Hani akmazdı kanı
Başsız yatıyor Genç Osman
Bakma sen kibrinin utancında
Sancılarıyla yükselmiş
Burçlarıyla Topkapı
Gör hadi mavi bir gerdanlık gibi uzanan deryayı
Göğsünde boğulmuş nice sevdayla
Duyarsan batıklardan gelen feryadı
Duy hele bin sırla uyuyan bu kentte rüzgarı
Önce bir ud sesi gelir dinle
İncecik parmağıyla
Yüreğini titretir bir Rum kızı
Unutulmamış yaraları kanatan
Hicaz bir şarkıdır bu
Akarken geriye takvimler
Saklanıp iyot; anason, nargile kokusuna
Çaresiz aşklar eser poyrazda
Delirir sular çarpar yüzüne saklanmış destanları
Çıkıp gelse kesik başıyla sarnıcından Medusa
Şaşkın
Görse taş kesildiğimi yokluğunda
Ellerinde yanar ellerim yine hasretin ateşinde
Durupta asırlara mermer bir heykel gibi
Başlarım anlatmaya aşk ve ihanetlerin başkentini
Konstantinapolis’ten, İstanbul’a
İmparator Justinian’ın Theodora için yasaları deldiğini
Gülbahar ile Fatih Sultan Mehmet’i
Nazımı, Piraye’yi
Yağmur yağar belki gizil sırlarını örtmeye
Islanır mı Haliç gözlerimden önce
AHMET GÖÇER
5.0
100% (1)