0
Yorum
16
Beğeni
5,0
Puan
470
Okunma

Nice zamanlara düştü gölgen
Nicesinde şarkımız oldu gözlerin
Ruhumuzun iz düşümüydü inci sözlerin
Yokluğun vardı sonra
Ekmeksiz günlerimiz kadar tatsızdı
Dilsiz akşamlarımızı da yok sayamam
Hüzün zarif bir kadın gibi inerdi
Mütemadiyen solardı yıldızlar
Kan sızardı mehtabımızdan
Zalimlere ısmarlanırdı ahlar
Endişe hiç eksik olmazdı soframızdan
Olur da bir gün yitirirsek fikrimizi
Ruhumuz terk ederse bedenimizi
Koparsan gönlümüzden
Sehven dahi olsa unutursak gamzeni
Döndükçe mevsimler
Döküldükçe takvimlerden yapraklar
Kül etsin bu ateş ciğerimizi
Olur da bir gün kalırsak kokumuza yabancı
Façasını bozalım en mutlu tebessümlerin
Yıkalım Karun’ların saraylarını
İndirelim güneşin iğne oyalı örtüsünü
Ya da sindirelim kalabalıkların mutluluk görüntüsünü
Nice baharlar soldu buğulu bakışlarında
Nice yüzler eskidi gönlünün gök aynasında
Kaburgamızı çatlatan şairler de sustu
Özlemin büyüdü kundaksız uykularda
Zamanın şirazesine tünedi baykuşlar
Açık hesabı olmadı bizde
Sevdanın hudutlarına sığmayan hasretinin
Açık yarası oldu
Sancısı yere göğe sığmayan
Onurluca taşıdık mahcup yüzümüzde
Kahrı lütuftu
Mirastı Mecnun’dan bize
Dizlerinde yeni dünyalar düşlediğimiz
Ritmimizin havai fişekleri
His bahçemizi mezarlık bilirler
Oysa parmak izlerimizden bile tanırdı bizi tüm çiçekler...
5.0
100% (5)