3
Yorum
17
Beğeni
5,0
Puan
543
Okunma
.
.
Dokunduğun
Değil geceye lacivert..
Neyi çağrıştırır bir uzayıp bir kısalması seslerin...
Bazen çok dolanırım siyaha
Yumulup sessizliğin koynuna
Ve saklanışlara ne çok yakışır karanlıklar...
Şaşakalırım olmasan da sen...
Yanımda...
.
.
Oysa
Değil mi ki imkânsız uyanmayan gözlere
Suskun renklerin tebessümlerinin ayırdına varabilmek...
Yalnız bir toz zerresine dokun hadi
Ve dikkat et rüzgâra
Girmesin pencerenden...
Yoksa
Dokunamazsın hislerine...
Dokunamazsın uçuşurlarsa tozlar gibi
Dört bir yanda...
Gecelerine...
.
.
Ve sakın
Kanma güneşe...
Işığa ne vakit yanaşabildin ki
Sessizliğine kanıp gölgelerin...
Ne vakit bendim
Ne vakit sen
Yalnızlığa bu ne özgürlük
Siyaha ne bu ihtiras
Sebebin olması yetmeli mi
Yoksa boşalmalı mı göklerden yağmurlar
Süzülüşünden esinlenip
Gözyaşlarının...
.
.
Islan hadi
Ağlayıp sokaklarda...
Tutsun ellerini ayaz
Sessizce karışsın nefesin
Sis olup siyahlara...
Ve bir ölümün yargısı ol
Ya da diril, bir damlaya tutunup...
Vakit çok az
Ve ben
Soluyamıyorum işte nefesini...
Ve hissedemiyorum tenini...
.
.
Öyleyse git...
Dönme arkana
Rüzgâr kanatların olsun
Ben yanaklarından süzülen gözyaşı...
Git...
Hadi durma git...
Sonsuzluğun
İçime ölüm...
.
.
Ve...
..Mutlu bitmesin isterse
....Bu hikâyenin sonu...
........Zaten
.....Hâlâ değil mi gözlerin gibi...
...Her yer siyah...
.Siyah...
....Hem de
........Simsiyah...
.
.
........Ve benim
..............Hâlâ gözlerim kapalı...
.
.
5.0
100% (5)