14
Yorum
42
Beğeni
0,0
Puan
1200
Okunma

Gaziantep ,ili Karkamış ilçesine Suriye tarafından yapılan füze saldırısında bende ziyaret amaçlı orada bulunuyordum yaşananları burada anlatmak neredeyse imkansız olanları şiir ile anlatmaya çalıştım.
o patlama sesleri art arda her yerde yankılanırken
ölüp ölüp diriliyordu herkes
çığlıklar içinde boğulurken sesler
kalabalıklarda korku ağlıyordu
ezilirken tomurcuk çiçekler
taze fidanlar yıkılıyordu daha yolun başında
anlıyorsun ki hayaller ömürlük değil ölümlükmüş meğer
bekleyişler uzadıkça zaman geceye koşuyordu
kulaklarda yankılanan sesler tazeliğini korurken
onların rızkına düşen geceydi
prangalara vurulmuş çaresizliğimiz
hasretime olan hasretimden
bağışlanma dileği canımı yakıyordu
geceye ay düşerdi
bize ise yine gölgesi.
ayın şavkın da ölürken hayallerimiz
bedenlerimiz toprağın koynuna teslim ediliyordu
artık duvarlar çok yüksekti
düşlerimiz ise camdandı
sonbaharın o hüzünlü yüzü yansıyordu her yere.
çamurlu sokakların izlerini silemiyordu yaşananları
sol yanımıza oturmuş tarifsiz acı
gitmiyordu gitmek bilmiyordu
sessizliğe sarılırken karanlıklar
ateş düştüğü yerlerde yanıp duruyordu
sıla artık her haliyle gurbet kokuyordu
gölgelerimiz bile silikti
kırık camlardan yansımıyor hiç bir şey
içine ağlıyordu insanlar
biri daha koklanmaya kıyılamayacak kadar tomurcuk
biriyse ömrünün baharında bir gül
kanıyordu yaralarımız baktıkça, duydukça kanıyordu
bir gün herkes vuslata erecek
mevsim bahar, olmuş kış olmuş ne fark eder ki
caddeler sessizliğe gömülmüş buralarda
sokaklarında ise ölüm kokuyordu
sanki ruhunu çalmışlar buraların
baktıkça daha iyi anlıyorsun
her şeyin rengi solmuş insanların bile
soluk yüzlerde korkular okunurken
acı parça parçaydı
hüzün çökmüş her yere
gözümden dökülürken kor ateşler
geçmiş düşlerim canlanıyordu gözlerimde
buz kesiyordu her bir yanım
her patlamada ürperirken insanlar
ömürlerinden ömürler gidiyordu
gün gecenin koynuna girerken
o tomurcukla, o gülü saran toprak gibiydi
*
sessizlik duvarları sarıyordu her yeri
bir daha olur kaygısı yaşanırken
içine ağlıyordu herkes
kanayan yaralarımız daha da ustalaşıyor du
biz hep kabuk bağlayan yaralarımızdan vurulduk
bir ömre sığmayan ne varsa hepsini sığdırdık
hayatın kıyısında ölüyorduk
her şey acıyordu
en çokta gözler
yalnızlığın zindanlarında ölürken
ıslanıyordu kirpiklerim gidenlerin ardından
geceye karanlık çökerken
ay gizleniyordu bulutların gölgesinde
sessiz duvarlardaki izler kapanırken
akıllarda yaşananlar kalıyordu
tabelaya kazınan isimler
artık ölümsüzdü ölenler
Mehmet Demir
24.11.2022 Karkamış / Gaziantep
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.