0
Yorum
18
Beğeni
5,0
Puan
1115
Okunma
yaşamaktan say beni,
olmayacağını bile bile sevip
sonra terk edemediğin için nefret ettirip
kendinden soğutursun
kabullenmek güç olduğundan
gevezeliğim tutar saçların üzerine
bir sabah ağrısıdır ömre benzeyen
yine seni isteyen
incittiğim için daha cesursam
bu had bilmezliğin sineması olsun
ben hep incitirim
kınamam da sonra ayıplarımı
yüzüme bulaştırıp
attığım bir kağıt peçete kadar saçma
ve ıslak olabildiği kadar kuru
yalnız insanın rüyasına girerim
sen giyersin, sen girersin, sen gidersin
yalnız senin gidişin böyle üzmüşse
yaslarım kalbimi ayaklarına
sayılar bulmaya çalışırım
sen yoksun diye daha buçuktur
yirmiler ve otuzlar
kimi kimliğinde, kimi ayağında
hiç olmayacak dua
hiç olmayan insan kadar ahlaksızcadır
tanrı bir ışıktır
kalbi ve aklı benim gibi acı çekene
yakın zaman ağrıları çıkarır
hapsız geceler
ben uyuturum belleğimde her şeyi
bir eksik
ben yamarım yarınımı
sen kesik
anlarım, anlatırım
sanat ne sanat ne de halk
bir insan için
yine de tutkuyla bağlanıp
bıkmadığım kavgalar veririm
kendim daha ağır gelir
türlü bilgiler sonrası
bir intihar biçimidir yaşamım
ölememekten say beni;
yaşamdan sayamadığın kadar
affedememeyi öğütle,
ince bir elma kokusu yayılıp
düşerken sen gibi gece
tenine benzettiğim son nefese
annem kadar yakınımdır ölüme
kaç sayfa, kaç cümle yaktım sorma;
sana dünya barışı getirsem de
ellerinle itip, kalbinle nefret edeceksin
ve aklın son bir sözü hatırlayacak
kemiksiz tatlı dilinin altında;
-beni bir daha hatırlama!
saygın bir yağmur olmasa da,
gözüm sol yanı ıslak
dağılır yüzümün coğrafyasına
anlamsızlıkla tarihe geçir beni
ve asla affetme
affedeceğin tek insan ben bile olsam
çünkü affetmezsen bir değeri olur
affedilemeyenlerden say beni,
ihbar ediyorum kendimi
bu ismin soy adıyla ateşten
sar yokluğuna seni.
5.0
100% (6)